Din değil, oy kardeşliği!

Ben hekimim, Hipokrat yemini yaparak, hekimlik yaşamıma adım attım. Mesleğe başladığım günden, emekliliğe kadar ettiğim yemine sadık kaldım.

Hekim dili, dini, ırkı, etnik kökeni, rengi ne olursa olsun, bireyin sağlıkla ilgili bir sorunu varsa ona yardımcı olur ve bu konuda tıbben ne yapılması gerekiyorsa yapar.

Bunları Neden Yazıyorum?

Aşağıda yazdıklarımı okuyunca vay ırkçılar, sözüm ona bir de ortada Doktorum diye geziyorlar, bunların İnsan sevgileri yok diyecek, bazı hadsizler de hakarete varan sözlerle saldıracaklardır.

Sayın Erdoğan, gelen milyonlarca sığınmacı için her dakika bunlar Ensar, Muhacir ve din kardeşlerimiz diyor. Karşı çıkanlara da “Bunlar, bu işleri bilmezler” diyerek, adeta suçluyor.

Bu Ensar ve muhacir muhabbetinden artık gına geldi. Bunlar artık ülkenin başta demografik yapısını bozmakla kalmadılar, her açıdan ülkeye yük oluyorlar.

Acı olanda ülkeyi  yönetenlerin Suriye sorunu ve sonucunda ülkemize doluşan, sayıları milyonlara varan sığınmacıların, bir ABD projesi olduğunu halen anlayamamalarıdır.

Geldiler, bunlara kucak açtık,

İskan edildi.

Maaşa bağlandılar.

Sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlandılar.

Çocukları, istedikleri Üniversitelere sınavsız girdiler.

Sayısını bilmediğimiz sayıda Türk vatandaşı oldular.

İddia edildiğine bakılırsa, ülkeye maliyetleri 100 milyar dolarları buldu.

Biraz tarih okuyun, okumuyorsanız okuyanlardan dinleyin. Bu sözde din kardeşlerimiz (Tüm Arap alemi) geçmişte Osmanlı'yı, bugün de Türkiye aleyhine neler yaptıklarına kısaca bir bakalım.

Örnek mi?

Ortadoğulu din kardeşlerimiz geçmişte batılı hainlerle bir olup, Osmanlı'yı arkadan hançerlediler,

Milyonlarca sığınmacının (Ensar ve Muhacir dediğiniz) ülkesi Suriye, bebek katili Öcalan'ı yıllarca ülkelerinde sakladılar.

Suudiler kendi vatandaşını, hem de bizim ülkemizde asitle ortadan kaldırdılar,

Alçak FETÖ girişimini “finanse ettiler!”

Türk mallarını boykot ettiler…

Şu anda ABD ve AB kanatları altına teslim olmuş Yunanistan'la bir olup, Doğu Akdeniz'deki doğalgaz kaynaklarında karşımıza çıkanlar KİMLER?

Yani bunlar tarih boyunca kuyumuzu kazacaklar, sonra da din kardeşlerimiz olacaklar öyle mi?

Değerli Okurlar; Bu din kardeşliği konusunu bakın değerli gazeteci sayın Levent Gültekin, hani derler ya “kitabın ortasından” işte öyle dile getiriyor.

“Din kardeşliği diye bir kavram yoktur, uydurulmuştur. Kimse, bizim din kardeşimiz değildir. Eğer din kardeşliği olsa idi Hz Ali, Ömer, Müslümanlar tarafından öldürülür müydü, Din insanları kardeş yapsaydı yol arkadaşları, Gül, Davutoğlu, Babacan'ı kendisine kardeş yapardı. Bir ülkede gerçek olan din kardeşliği değil, Vatandaşlıktır. Ne Ensar, ne Suriyeli bizim kardeşimiz değildir ve onlara artık kucak açacak halimiz yoktur. Önemli olan 84 milyonun kardeşliği, mutluluğu ve huzuru birinci önceliktir” diyor. Haksız mı?

Yönetenler; Bu iş artık halk diliyle kangren oldu. Artık Suriye'de savaş yok. Defalarca Esat, af ilan edip gelin dedi. Bu sığınmacılar, Suriye'de savaş olsa bayramlaşmaya gidebilirler mi?.

Bayramlaşmaya gidip, dönüyorlar. Bu kez yönetim ne dedi? “Bayrama giderseniz, dönemezsiniz. Sakın gitmeyin, siz bize burada lazımsınız!!!!

Doğrusu; giderseniz dönemezsiniz. Burada kalın demenin ne anlama geldiğini, Türk halkı da artık çok iyi biliyor!

Sosyal medyada mikrofon tutulan sığınmacı elini cebine atıp, adeta alay edercesine gülüyor ve Türkiye Cumhuriyeti kimliğini gösteriyor!!!!

Gazeteci soruyor; “Bu kimliği size kim verdi?” Sığınmacı ‘Erdoğan' diyor. Peki seçim olursa kime oy vereceksin deyince, gülerek “Tabii ki Erdoğan” diyor.

Her aileden şehit verilip, her karışı yüzbinlerce şehit kanıyla sulanmış bu topraklar para karşılığı kimseye satılamaz.

Kendi değerlerimize “Giderlerse gitsinler” deyip Ensar dediklerinize Sağlık Bakanlığı'nda dört bin,  üniversitelerde de çok sayıda öğretim görevlisine kadro verildi.

Ne de olsa din kardeşlerimiz…

SON SÖZ; “Her akıl, gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkar eder.” İBNİ HALDUN

Loading...