Zorla güzellik olmuyor

Şu anda iktidar için her şey, almak istedikleri oya endeksli. Ne olursa olsun, iktidarda kalmanın yollarını arıyorlar. Geçmişte de örnekleri var. İktidarlar, seçim kaybedeceğini anladıklarında ilk iş seçim yasasında değişikliğe giderler. Nitekim AKP de artık, iktidarda günlerinin sayılı olduğunu biliyor.

Günlük yapılan anketlerde de oyların, her geçen gün kar gibi eridiğini görüyor ve bu nedenle söylemleri gittikçe sertleşiyor. 20 yıldır girdikleri seçimlerin çantada keklik olduğunu bilen iktidar, bu kez pabucun pahalı olduğunu anladı. Siyasette bir gerçek vardır ki asla unutulmamalıdır. Zamanı geldiğinde buradan gidileceğini, sonsuza kadar iktidarda kalınamayacağı !!!

AKP şunu iyi bilmeli ki, artık seçmene söyleyecekleri yeni bir söylemleri de kalmadı. Yıllardır bir takım dini söylemlerle tabanını tutan iktidar, ekonominin bu yıkıcılığı karşısında şaşırıp kaldılar. Hem parti içinde, hem de tam bağımlı bürokrasi ve AKP'den mamalananlar tam bir panik içinde. Eyvah gidiyoruz!!!!

Dediğim gibi bu kez pabuç pahalı. Rahmetli Demirel “boş tencerenin götüremeyeceği iktidar yoktur” demişti. İşte şu anda iktidarın da durumu bu. Ekonomideki bu kötü gidişten dolayı panikte oldukları, sağlıklı düşünme yetilerini de yitirdikleri için çözüm de üretemiyorlar.

Sayın AKP Genel Başkanı'nın meydan konuşmalarında halka söyleyecek yeni şeyleri olmadığı için, eski defterleri karıştırıp inanılmaz yanılgı içinde kalarak bakın neler neler söylüyor.

Cami'de içki içtiler”

“Camileri yaktılar”

“Lozan'da gizli madde var”

“Zonguldak'ta üniversite var mıydı? Biz yaptık biz” diyor!!! (1982)

“İzmir Adnan Menderes Havalimanını, biz yaptık biz!!!” 1987)

“Bizden önce MR, Tomografi, ambulans var mıydı?!”

“Süleyman Demirel Üniversitesi'ni biz kurduk biz!!!” (1992)

“Esenboğa Havalimanı'nı biz yaptık biz!!!” (1955)

“Adıyaman Havalimanı'nı biz yaptık!!!” (1998)

“Van'da üniversite mi vardı? Biz kurduk, biz!!!” (1982)

Sayın Erdoğan'ın konuşma metinlerini hazırlayan danışmanlar yapmayın, etmeyin bunları yazarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanını yanıltmayın. Bu metinleri yazarken, hiç mi araştırmıyorsunuz?

Allah'tan parlamentodan basın yasası çıkmadı. Yasa çıksa idi, yasada yalan haber yayanlar da cezalandırılır diye madde vardı!!!!

İktidar, o denli iç siyasete dönük ki dış dünyada neler oluyor, neler yaşanıyor hiç farkında bile değil. İktidar eriyen oylarını yeniden kazanmak için Temmuz ayı ile birlikte memurlar, asgari ücretliler ve emeklilere yapacakları zamlarla durumu kurtarmak istiyor ama nafile. Bu eylemlerle her ne kadar seçim Haziran 2023'te deseler de, yapılanlar sandığın ayak sesleri. Saygın ekonomistlerin ön görüsü yapılacak bu zamlar bile, yüksek enflasyon nedeniyle sabun köpüğü gibi eriyecektir.

İktidarın ilginçtir ülkede yaşanan tüm iyi şeyleri kendine,  yokluk ve yoksulluk gibi olumsuzlukları da dış güçlere mal ediyor.

İktidar yetkilileri, her konuşmalarında yerli, milli örneği veriyor. Kesinlikle icraatları ile bu milli sözü asla örtüşmüyor. Verilecek örnek çok ama bir örnekle anlatmaya çalışalım;

Cebimizden bir kuruş çıkmadan havalimanları, köprüler, tüneller, yollar açtık diyorsunuz da, itilaf durumunda İngiliz mahkemelerini göstermenizin nasıl bir millilik olduğunu açıklasanız da öğrensek. Muhalefet bu anlaşmalardaki hukuksuzlukları sıralayarak karşı çıkıp ödemeyeceğiz deyince, devlette devamlılık var nasıl ödemezsiniz diye çıkışıyorlar.

Devlette devamlılık vardır diyorsunuz da demokrasi, hukuk ve ekonominin bugününü düşünürsek, bunun nasıl bir devamlılık olduğu doğrusu merak konusu.

Aile ekonomilerinde sıkışıklık olduğunda, aile reisi hemen önlemler alır ve aile bütçesini denkleştirmek için tasarruf tedbirlerini sıralar. Sayın AKP Genel Başkanı da, 84 milyonun aile reisidir. Ülkede ki bu yokluk ve yoksulluklar için, neden üç yıldır tasarruf tedbirlerine başvurulmuyor? Görünen o ki tasarruf ülkeyi yöneten kadrolar için değil, sadece halka düşüyor. Ama gelin görün ki, halkın, artık kemerinde açılacak delik kalmadı.

Türkiye'de 125 Bin Makam Arabası Var!

Dünyanın en büyük otomobil üreticisi Almanya'da 9 bin, Japonya'da 10 bin, Fransa'da 8 bin makam aracı var. Bu rakamları görünce, ülkeyi yönetenlerin bu konuda ne düşündüklerini doğrusu öğrenmek isterim?

 Gün, saraydan başlayarak tüm kamu kurumları dahil tüm ülke çapında tasarruf gerektirmiyor mu?.

SON SÖZ: “Bilginin en büyük düşmanı bilgisizlik değildir. Bildiğini zannetmektir.” STEPHEN HAWKİNG

Loading...