Kahramanmaraş ve Hatay başta olmak üzere 10 ilde büyük yıkıma neden olan depreme ilişkin, sorumluların yargıya götürüleceğini ilan etmek için avukatlar tarafından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde ‘Adalet Nöbeti' tutuldu.

Nöbete, Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Esin Köymen ile çok sayıda avukat katıldı. Nöbette “hak, hukuk, adalet” sloganları atıldı.

"AFET YÖNETİMİ YETERSİZ"

TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi Başkanı Esin Köymen, depremlerin Türkiye’nin afet yönetimindeki yetersizliğini çok ağır bir bedelle ortaya çıkardığını söyleyerek, “Coğrafyamınızın çok büyük bir kısmının deprem riski içermesi, bilim, meslek insanlarının tüm uyarılarına rağmen ne yazık ki hiçbir önlem alınmadığını da hep birlikte yaşayarak görmüş olduk. Yetki ve sorumluluk verilenlerin liyakatsizliği, imar barışı adı altında kaçak ve güvensiz yapılara getirilen aflar, inşaat sektöründeki yolsuzluklar, denetimsizlik ve rant hırsları on binlerce yurttaşımızın hayatını kaybetmesine neden olmuştur” dedi.



"BİRİLERİ PARMAK SALLAMAYA DEVAM EDİYOR"

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, “Birileri hala bu faciadan ders çıkarmadan bizlere, barolara, avukatlara, STK’lara parmak sallamaya devam ediyor. Şöyle bir anlayışı görüyoruz: ‘Maden cinayetlerine bu işin fıtratında zaten bu var’, ‘Deprem zaten kaderdir’ diyen bir anlayışla mücadele etmeye devam ediyoruz. Bu siyasi anlayış yaklaşık 20 yıldır bizlerin hayallerini öldürmek için öyle büyük bir çaba içerisinde ki, kısmen de bunda başarılı oldu. Biz onların bize dayattıklarıyla yaşamak istemiyoruz” dedi.

"BU DEPREM BİZE UZUN SÜREDİR ENKAZ ALTINDA OLDUĞUMUZU GÖSTERDİ"

Deprem bölgelerinde yaşadıklarından ve gördüklerinden sonra asla aynı insan olamayacağını söyleyen Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, “Bizler bu depremle enkaz altında kalmadık. Aslında bu deprem bize uzun zamandır enkaz altında yaşadığımızı gösterdi. Kurallar toplumu olmadığımızı sadece hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukukunda nasıl bir enkazın altında kaldığımızı gösterdi.” dedi.

ANNE BABASINI KAYBEDEN AVUKAT: İNSANLAR ÖLÜME TERK EDİLDİ

Depremde Hatay Barosu’na kayıtlı olan annesi avukat Hatice Can ile babası Mithat Can’ı kaybeden İstanbul Barosu avukatı Eren Can ise şunları söyledi:

- Bugün burada benim için konuşma yapmak oldukça güç. Hem acılıyım hem öfkeliyim. Ama bu öfkemizi en azından acımızla yoğurarak doğru yere yöneltmeliyiz diye düşünüyorum. Biz 6 şubat sabahı bir kabusa uyandık. Hem annemi hem babamı ne yazık ki aynı gün depremle beraber kaybettik. Arkadaşlarımızı, komşularımızı kaybettik. Şehrimiz yerle bir oldu” dedi.

- Depremin üzerinden 24 saat geçmeden oraya vardığını anlatan Avukat Can, “Hiçbir arama kurtarma çalışması yoktu, hiçbir yardım faaliyeti yoktu, tamamen bir şehir kaderine terk edilmişti. Orada sadece gönüllüleri gördük biz 3-4 gün boyunca. O yüzden onlara da aslında bir teşekkür etmek gerekiyor. Sadece arama kurtarma çalışmalarında canla başla, el yordamıyla insanları kurtarmaya çalışan sadece gönüllüler ve sivil yurttaşlar vardı.

- Buna bir felaket deniyor ben bu sözü kabul edemiyorum. Buna bir cinayet demek gerekiyor. Onlarca insan kurtarılabilirdi. Onlarca enkazdan ses geliyordu. Ama bu konuda hiçbir şey yapılmadı. Yapılamadı ve insanlar kaderine ve ölüme terk edildi.

- Deprem bölgesinde yaşadığımız en büyük problemlerden biri iletişim konusuydu. Telefonlar çekmiyordu, oraya getirmek istediğimiz kepçeler, vinçler, iş makinaları, arama kurtarma ekipleri yıkık enkazları bulamıyordu. Ve biz orada ne yaşadık; Cumhurbaşkanı’nın Antakya’ya geldiği gün bir de üstüne Twitter’da bant daraltması yapıldı. Biz aynı gün Twitter’dan vinç çağrısı yapıyorduk. Biz bir de bununla karşılaştık. Bu şekilde de rama kurtarma çabalarımız sekteye uğratıldı. Bugün halen Antakya’da, Defne’de, Samandağ’da insanlar en basit bir çadıra dahi erişemedi.

- Siyasal iktidar, tüm kadrolarıyla bir zafiyet içinde. Deprem doğanın bir olgusu. Çözümü ve alınacak tedbirler belliyken, 20 yıldır bu önlemler alınmadı. Hem orada hem İstanbul’da rant için dolgu alanları imara açılıp gökdelenler dikilirken, halk için depreme karşı rantı odaklamayan bir kentsel dönüşüm asla konuşulmadı. Öfkemiz çok büyük. Ve bunun üstüne Cumhurbaşkanı’nın ‘Not ediyoruz’ söylemiyle karşılaştık. 5 Şubat ile 6 Şubat ile neyimiz kaldı kaybedecek. Artık biz korkmuyoruz. Ve ben buradaki meslektaşlarımın da ve burayı izleyen yurttaşların da korkmadığını biliyorum.

- Asıl biz not ediyoruz. Bize reva görülen ölümü, yapılmayan denetimleri, gelmeyen yardımları not ediyoruz. Ve söz veriyoruz. Ben burada önce kendi kaybettiğim anneme, babama söz veriyorum. Komşularımıza, Antakya halkına, Hatay halkına ve depremde hayatını kaybeden bütün yurttaşların yakınlarına söz veriyoruz. Bu katliam hesapsız kalmayacak, ihmalleri olanların hepsinden hesap sorulması için elimizden geleni yapacağız. Hesapsız bırakmayacağız.”