Dev yapılar yan yana getirilerek adanın dış çeperini oluşturdu. Son beton yapının da ağustos ayında yerine indirilmesiyle temel çalışmalarının önemli bir bölümü tamamlandı. Bundan sonraki aşamada yapının iç kısmının doldurulması ve elektrik altyapısının kurulmasına hazırlanması planlanıyor.

HER BİRİ YAKLAŞIK 22 BİN TON AĞIRLIĞINDA

Projede kullanılan ve "keson" olarak adlandırılan beton yapılar Hollanda'nın Vlissingen kentinde üretildi. Her biri yaklaşık 58 metre uzunluğunda, 28 metre genişliğinde ve konumuna göre 23 ila 32 metre yüksekliğinde olan yapıların ağırlığı yaklaşık 22 bin tona ulaşıyor. Tek bir kesonun üretilmesi yaklaşık üç ay sürdü.

Üretimi tamamlanan dev yapılar denize indirildikten sonra Kuzey Denizi'ndeki inşaat alanına taşındı. Burada önceden hazırlanan kaya temellerinin üzerine kontrollü biçimde yerleştirildiler. Yapılar önce suyla, ardından kumla doldurularak deniz tabanındaki temele oturtuldu. Böylece 23 keson, gelecekteki yapay adayı dalgalara ve zorlu deniz koşullarına karşı koruyacak dış duvarı meydana getirdi.

İşlemin ölçeği kullanılan ekipmanlara da yansıdı. Beton yapıların suya indirilmesi için 140 metre uzunluğunda yarı batabilir özel bir platform kullanıldı. Platform, dev beton yapıları taşıdıktan sonra kontrollü şekilde suya gömülerek yapıların yüzdürülmesine olanak sağladı.

DENİZİN ORTASINDA ELEKTRİK MERKEZİ OLACAK

Princess Elisabeth Island adı verilen yapay ada, insanların yaşayacağı klasik bir ada olarak tasarlanmadı. Ada, Kuzey Denizi'nde kurulacak açık deniz rüzgar santrallerinden üretilen elektriğin toplandığı ve karaya aktarıldığı büyük bir enerji merkezi olarak kullanılacak.

Kaynak olarak ekle

Rüzgar türbinlerinden gelen elektrik denizaltı kablolarıyla adaya ulaştırılacak, buradaki yüksek gerilim altyapısından geçtikten sonra yine denizaltı kablolarıyla Belçika'nın elektrik şebekesine aktarılacak. Ada aynı zamanda gelecekte İngiltere gibi diğer ülkelerle kurulabilecek uluslararası elektrik bağlantıları için de bir merkez görevi görebilecek.

Projenin maliyeti de büyüklüğü kadar dikkat çekiyor. İlk planlamalarda yaklaşık 2,2 milyar euro seviyesinde hesaplanan maliyetin, kapsamın genişlemesi ve elektrik altyapısındaki fiyat artışlarıyla 7-8 milyar euro seviyelerine kadar çıkabileceği hesaplanmıştı. Artan maliyetler üzerine projenin sonraki aşamalarında değişikliğe gidilirken, güncel plana göre adanın inşası ve ilk iki açık deniz rüzgar santralinin bağlantısını kapsayan ilk bölümün maliyetinin 3,6 milyar euro olması bekleniyor.

23 beton yapının yerleştirilmesinin ardından adanın iç bölümünün kumla doldurulmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. Elektrik altyapısının kurulumuna 2029'da başlanması, projenin ise 2031'e doğru ilk açık deniz rüzgar bağlantılarını karşılayabilecek hale gelmesi planlanıyor.