Güz tırtılı (Spodoptera frugiperda), Orta ve Güney Amerika’ya özgü gri renkli bir tür. Son yıllarda rüzgarlar ve küresel ticaret aracılığıyla Avrupa, Asya, Afrika ve Avustralya’ya yayılmış durumda. Özellikle mısır tarlalarında ciddi zarara yol açan bu tırtıllar, buğday, pamuk, şeker kamışı ve sebze gibi birçok ürüne de zarar verebiliyor.

Tırtılların yayılma hızı da şaşırtıcı boyutlarda. Örneğin, Mississippi’den Kanada’nın güneyine 30 saatte bin 400 kilometre yol kat ettikleri gözlemlenmiş. Üstelik bir dişi güz tırtılı yaşamı boyunca bin ila 2 bin arasında yumurta bırakabiliyor. Yumurtadan çıkan larvalar sadece bir hafta içinde yapraklarda ciddi tahribat oluşturabilecek büyüklüğe ulaşıyor.

Tırtıllar başlangıçta zor fark ediliyor çünkü küçük ve gizli bölgelerde bulunuyorlar. Çoğu zaman çiftçiler, tarladaki zararı fark ettiklerinde iş işten geçmiş oluyor. Kimyasal böcek ilaçları ise bu tırtıllara karşı uzun vadede etkisiz kalıyor; çünkü zararlılar hızla direnç geliştiriyor.

Bu nedenle bilim insanları, güz tırtılına karşı virüs, bitkisel özler veya genetik olarak dirençli ürünler gibi alternatif yöntemler üzerinde çalışıyor. Ancak bu yöntemlerin maliyeti yüksek olabiliyor ve her zaman geniş ölçekli uygulanabilirlik sunmuyor.

Avustralya Tarım Bakanlığı'na bağlı bir araştırma ekibi, yerel mantar türlerinin güz tırtılına karşı etkili olabileceğini duyurdu. Araştırmada, Nomuraea rileyi adlı mantarın tırtılın derisine tutunarak iç organlara yayıldığı ve onu içten dışa doğru yiyerek öldürdüğü tespit edildi. Bu mantar, tırtılı 24 saat içinde tamamen etkisiz hale getirebiliyor.

Ayrı bir çalışmada, bilim insanları Beauveria bassiana adlı bir başka mantar türünün yüzde 75 oranında güz tırtılı ölümüne yol açtığını gözlemledi. Bacillus thuringiensis (Bt) adlı bir bakteri türü de etkili sonuçlar verdi. Bu bakteri, tırtılın sindirim sisteminde delikler açarak kan zehirlenmesine veya açlıktan ölüme neden oluyor.

Ancak uzmanlar, bu biyolojik yöntemlerin de bilinçli kullanılması gerektiği uyarısında bulunuyor. CSIRO’dan biyolog Wee Tek Tay, mantarların yanlış ve aşırı kullanımının tıpkı kimyasallar gibi direnç geliştirme riski taşıdığını belirtiyor.

Bu mantarların doğada zaten var olduğuna dikkat çeken Tay, ekolojik denge açısından büyük bir tehdit oluşturma ihtimallerinin düşük olduğunu da ekliyor. Buna rağmen, mantarların geniş çapta kullanımından önce çevresel etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Tarım Bakanlığı'na bağlı bilim insanları şu anda N. rileyi mantarını çiftçilere sunmak üzere onay alma sürecini başlattı. Eğer başarılı olunursa, bu mantar türü güz tırtılıyla mücadelede çevre dostu ve etkili bir çözüm sunabilir.