Neustadt yakınlarındaki Kampel köy kilisesinde bulunan 1702 tarihli kalıntılar, bilim dünyasını şaşırtmaya devam ediyor. 1794 yılında aile mezarlığı açıldığında diğer tüm cesetlerin toza dönüştüğü, ancak Kalbutz'un bedeninin deri gibi kahverengi ve tam koruma altında olduğu görüldü. Berlin Charite Hastanesi uzmanları ve modern tıp merkezleri tarafından yapılan bilgisayarlı tomografi analizleri, cesette herhangi bir kimyasal koruma veya mumyalama işlemi uygulanmadığını doğruluyor.
MAHKEMEDEKİ YEMİN VE "İLAHİ ADALET" EFSANESİ
Şövalye von Kalbutz’un hikayesi, 1690 yılında işlediği iddia edilen bir cinayet davasına dayanıyor. Bir çobanı öldürmekle suçlanan şövalye, mahkemede suçsuz olduğunu savunarak, "Eğer katilsem bedenim asla çürümesin" diyerek yemin etti. Ölümünden yaklaşık bir asır sonra cesedinin bozulmamış halde bulunması, bölge halkı tarafından yalan yere edilen yeminin ve ilahi adaletin bir kanıtı olarak kabul ediliyor.
KURU HAVA MI TOKSİK İLAÇLAR MI?
Brandenburg Tıp Üniversitesi’nden bilim insanlarının 2025 yılında gerçekleştirdiği kapsamlı çalışmada, kalıntıların 17. yüzyıl sonuna ait olduğu radyokarbon yöntemiyle kesinleşti. Uzmanlar, cesedin korunmasını kuru hava, kumlu toprak ve nefes alabilen meşe tabutun etkileşimine bağlıyor. Diğer bir teori ise şövalyenin sağlığında kullandığı hafif toksik ilaçların çürüme sürecini yavaşlatmış olabileceği yönünde olsa da geçen zaman sebebiyle bu maddelerin izine rastlanamıyor.
TABUTUN İÇİNDEN ÇIKAN GİZEMLİ NESNELER
Son yapılan tomografi çekimlerinde şövalyenin ağzında, antik geleneklere göre öbür dünyaya geçişi kolaylaştırdığına inanılan metal bir "Haron sikkesi" bulundu. Ayrıca tabutun içerisinde 1900'lü yılların başından kalma bir kalem tespit edildi; araştırmacılar bunun eski ziyaretçiler tarafından yapılmış bir şaka olduğunu değerlendiriyor. 50'li yaşlarında sağlıklı bir şekilde öldüğü saptanan şövalyenin cesedi, Kampel kilisesinde cam bir bölme ardında sergilenmeye devam ediyor.