21. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan jeopolitik sarsıntılar, salgın hastalıklar ve çevresel felaketler, küresel ölçekte eşi benzeri görülmemiş bir acil durum hazırlığını tetikledi. Pandeminin yarattığı şoku henüz tam olarak atlatamayan insanlık, aralarında ABD ve 17 Avrupa ülkesinin de yer aldığı 33 devletin peş peşe yayımladığı sivil savunma yönergeleriyle sarsıldı.

Hükümetlerin resmi kanallardan halka yönelttiği "Evinizde nakit para, el feneri, mum, pil, radyo ve dayanıklı gıda bulundurun" talimatları, uluslararası basının manşetlerine taşındı. Prestijli analiz dergisi Newsweek’in "Global bir kriz mi geliyor?" kapağıyla duyurduğu bu gelişmeler; Rusya-Ukrayna hattındaki tırmanış, Orta Doğu’da derinleşen savaş bataklığı, iklim kaynaklı afetler ve enerji altyapılarına yönelik hibrit saldırı riskleriyle birleşerek tedirginliği zirveye taşıdı.

PERDE ARKASINDAKİ 4 BÜYÜK KÜRESEL TEHDİT

Güvenlik ve kriz yönetimi uzmanları, birbirine binlerce kilometre uzaklıktaki onlarca ülkenin aynı anda sivil savunma protokollerini devreye sokmasının arkasında 4 temel parametrenin bulunduğunu belirtiyor:

  1. Küresel Dijital Çöküş ve Siber Savaşlar: Kritik ulusal şebekeleri, bankacılık sistemlerini ve enerji santrallerini hedef alan geniş çaplı siber taarruzların elektrik ve iletişim ağlarını haftalarca devre dışı bırakma riski.

    Kaynak olarak ekle
  2. Bölgesel Çatışmaların Küresel Yayılımı: Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşların tedarik zincirlerini koparması ve kıtalararası bir lojistik darboğaza dönüşme ihtimali.

  3. İklim Krizine Bağlı Yıkıcı Afetler: Küresel ısınmanın tetiklediği aşırı hava olayları, baraj taşkınları ve kuraklığın tarım rekoltesini çökertmesi.

  4. Nükleer Tırmanış Tehlikesi: Nükleer güçler arasındaki restleşmelerin konvansiyonel sınırları aşarak kitlesel savunma tedbirlerini zorunlu hale getirmesi.

İNGİLTERE'DE RAFLAR BOŞALDI

Resmi uyarıların sahaya yansıması ise vatandaşlar arasında ciddi bir panik alımına dönüştü. İngiltere hükümetinin olası felaket senaryolarına karşı başlattığı "Be Ready" (Hazır Ol) kampanyası, ada genelinde acil durum malzemelerine hücumu tetikledi.

Vatandaşlara en az 72 saatlik su, bozulmayan gıda, ilaç ve nakit stoklama çağrısının yapılmasının ardından el feneri satışlarında yüzde 284, taşınabilir güç kaynaklarında (powerbank) ise yüzde 106'lık rekor talep artışları kaydedildi.

Benzer bir teyakkuz hali kıta Avrupası ve Asya'da da baş gösterdi:

  • Almanya: Federal Sivil Koruma ve Afet Yardım Dairesi (BBK), her hanenin kişi başına günlük en az 1,5 litre içme suyu ve uzun ömürlü konserve depolaması gerektiğini duyurarak olası siber saldırı ve uzun süreli elektrik kesintilerine (blackout) karşı hazırlık istedi.

  • Avrupa Komisyonu: Tüm üye ülke vatandaşlarına afet, siber kriz veya enerji kesintilerine karşı ilk 72 saati kendi imkânlarıyla atlatabilecekleri dayanıklı acil durum kitleri hazırlama çağrısı yaptı.

  • Japonya: Nankai Çukuru depremi, Tokyo merkezli büyük sarsıntı senaryosu ve Fuji Yanardağı’nın patlama olasılığına karşı afet hazırlık süresinin en az 3 gün, ideal olarak ise 1 hafta olması gerektiğini ilan etti.

HANGİ ÜLKE KAÇ GÜNLÜK STOK TALEP ETTİ?

Yaklaşan risk algısının büyüklüğüne göre ülkelerin sivil halktan talep ettiği stok süreleri şöyle şekillendi:

  • 10 - 14 Günlük Stok: Almanya, Avusturya.

  • 7 Günlük (1 Hafta) Stok: İsviçre, İsveç, Norveç, Estonya, Tayvan, Japonya (ideal seviye).

  • 3 Günlük (72 Saat) Stok: İngiltere, Fransa, Hollanda, Danimarka, Finlandiya, Polonya, Çekya, Letonya, Litvanya, Hırvatistan, Kanada, Meksika, Şili, Kolombiya, İsrail, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve Avrupa Birliği geneli.

  • Acil Tahliye Çantası (Süre Sınırı Olmaksızın): ABD, Avustralya, İrlanda, Brezilya, Arjantin, Hindistan, Filipinler, Singapur.