31 Ocak 2026’da Avrupa gıda gündemine damga vuran bu olay, gıda sistemindeki arz-talep dengesizliğini ve israfın boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Patateslerin hikayesi, modern gıda piyasasının çarpıcı bir gerçeğini ortaya koyuyor:
Bir tüccar, hasat öncesi 4 bin ton patates siparişi vermiş ancak hasat zamanı geldiğinde piyasadaki patates arzının çok yüksek, fiyatların ise çok düşük olması nedeniyle alımdan vazgeçmiştir.
Patatesleri piyasa fiyatının altında satmak veya depolamak, lojistik maliyetler nedeniyle şirket için ekonomik olmaktan çıkmıştır.
Şirket, bu devasa miktarı biyogaz tesisine göndermek veya tarlada çürümeye bırakmak yerine ücretsiz dağıtma kararı almıştır.
Dağıtım operasyonu, çevre dostu arama motoru Ecosia ve Berliner Morgenpost gazetesinin iş birliğiyle organize edildi:
Ecosia, patateslerin Saksonya’daki depolardan Berlin’e taşınması için gereken lojistik maliyeti üstlendi. Berlin genelinde 170’den fazla dağıtım noktası (okullar, kiliseler, anaokulları ve gıda bankaları) oluşturuldu.
İhtiyaç sahibi kurumların yanı sıra, Berlinli vatandaşlar da belirlenen noktalara giderek kişi başı yaklaşık 5 kilograma kadar patatesi ücretsiz temin edebildi.
Dağıtılan 4 bin tonluk miktarın büyüklüğünü anlamak için şu kıyaslamalar yapıldı:
Bu miktar yaklaşık 800 yetişkin filin ağırlığına eşdeğer, üst üste yığıldığında Berlin’deki ikonik Televizyon Kulesi (Fernsehturm) kadar bir yükseklik oluşturabiliyor. Dağıtım kapsamında yaklaşık 22 ton patates doğrudan Berlin'in en büyük gıda bankası olan Berliner Tafel'e bağışlandı.
Girişim halk tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanırken ve "patates partisi" havasında geçerken, bazı yerel çiftçiler bu durumun piyasayı daha da doyurduğunu ve kendi satışlarını olumsuz etkilediğini savunarak eleştirilerde bulundu. Özellikle Brandenburg Çiftçiler Birliği, bu durumu yerel üreticiyi zor durumda bırakan bir "halkla ilişkiler çalışması" olarak nitelendirdi.