Osmanlı mimarisinin en özgün örneklerinden biri olan düğmeli evleri ve 600 yıllık camisiyle bir açık hava müzesini andıran köy, kışın adeta bir "uzlet" merkezine dönüşüyor.
YAZIN 50 BİN TURİST, KIŞIN DERİN SESSİZLİK
Antik Roma'dan Osmanlı'ya kadar uzanan stratejik bir kervan yolu üzerinde bulunan Sarıhacılar, yaz sezonunda yerli ve yabancı yaklaşık 50 bin ziyaretçiyi ağırlıyor. Mahalle imamı Yunus Demir, havaların ısınmasıyla birlikte Litvanya, Almanya ve İspanya gibi ülkelerden gelen turistlerin sokakları doldurduğunu ifade ediyor. Ancak kışın gelmesiyle mahalle sakinlerinin büyük kısmı şehre göç ederken, sokaklar tamamen boşalıyor.
TABİATLA BAŞ BAŞA BİR "KAMU HİZMETİ"
Üç yıl önce Kocaeli’den Sarıhacılar’a atanan imam Yunus Demir ve eşi Ayşe Demir, mahallede kış nöbetini tutan az sayıdaki sakinlerden. Kış aylarını doğa ile iç içe, kitap okuyarak ve cami avlusunu düzenleyerek geçirdiğini belirten Demir, "Köyün yerleşik sakini az olsa da, yol güzergahında olduğumuz için jandarma, polis veya meraklı gezginlerle cemaat oluşturup namaz kılabiliyoruz" diyor.
Eşi Ayşe Demir ise Toroslar'ın zirvesindeki bu sakin hayata alıştığını vurgulayarak, "Yazın sokaklarda turistlerle sohbet ediyoruz, kışın ise bu derin sessizliğin ve doğanın tadını çıkarıyoruz" diyerek mahalledeki yaşam döngüsünü özetliyor.
TAŞ VE AHŞABIN 400 YILLIK ARMONİSİ
Anadolu Selçuklu döneminde fethedilmesiyle yerleşimin başladığı Sarıhacılar'da, tüm yapılar düğmeli ev mimarisiyle inşa edilmiş durumda. Harç kullanılmadan, taş ve ahşabın birbirine kenetlenmesiyle oluşturulan bu yapılar, kışın beyaz örtü altında masalsı bir görüntü sergiliyor. Bölgeye gelen ziyaretçiler, hem mimari dokuyu inceliyor hem de 600 yıllık Sarıhacılar Camisi’nde tarihe tanıklık ediyor.