19. yüzyıldan bu yana müze koleksiyonlarında muhafaza edilen ve üzerinde uzun süredir tartışmalar yürütülen Britanya menşeli fosiller üzerinde yapılan yeni bir çalışma, bilinen en büyük akrep türünü ortaya çıkardı. Manchester Üniversitesi ve Londra Doğa Tarihi Müzesi uzmanlarından oluşan bir araştırma heyeti, Praearcturus gigas adlı nesli tükenmiş türün boyunun 1 metreyi (3,3 fit) aştığını, kıskaç uzunluğunun ise yaklaşık 16 santimetreye (6,3 inç) ulaştığını tespit etti.

BİR AKREP OLDUĞU KESİLEŞTİ 

İlk kez 1870'li yıllarda tanımlanan fosillerin eksik ve parçalı yapısı, bilim dünyasında uzun süreli kafa karışıklıklarına yol açmıştı. Kuyruk gibi belirleyici anatomik unsurları barındırmayan kalıntılar, ilk dönem araştırmacıları tarafından tespih böceklerini de içeren bir kabuklu grubu olan izopodlarla ilişkilendirilmişti.

İlerleyen dönemlerde canlıya dair akrep iddiaları ortaya atılmış olsa da kesin bir sonuca varılamamıştı. Yeni çalışmada ise gelişmiş tomografik veri analizi, detaylı fotoğraflandırma ve güncel anatomik karşılaştırma yöntemleri kullanılarak fosilin bir akrebe ait olduğu kesinleştirildi.

AKREPLERLE TAM UYUM GÖSTERİYOR 

Araştırmada, canlının hem sabit hem de hareketli parmak yapısına sahip büyük kıskaç uzuvları taşıdığı ve vücut hatlarının literatürde kabul görmüş diğer antik akreplerle tam uyum gösterdiği belirlendi.

Kaynak olarak ekle

Çalışmanın başyazarı Dr. Richard J. Howard, bu keşfin Erken Devoniyen Dönemi’ndeki (yaklaşık 415 milyon yıl önce) evrimsel sürece dair mevcut bilgileri güncellediğini belirtti. Bulgular, günümüz akreplerinin aksine bu türün çöl şartlarında değil; İngiltere ve Galler'deki "Eski Kızıl Kumtaşı" (Old Red Sandstone) adı verilen nehir tortularının bulunduğu sulak veya amfibi (hem su hem kara) alanlarda yaşadığına işaret ediyor. Vücut üzerinde saptanan "epimera" adlı yan yapılar da canlının su ile kara arasında hareket edebildiği tezini destekliyor.

EVRİMSEL TARİHTEKİ BOYUTLARI DEĞİŞTİRİYOR 

Bilim dünyasında antik eklem bacaklıların devasa boyutlara ulaşması, genellikle 50 milyon yıl sonra gerçekleşen ve yüksek oksijen seviyelerine sahip Karbonifer Dönemi ormanlarıyla ilişkilendiriliyordu. Ancak henüz karmaşık bitki örtüsünün ve büyük omurgalı canlıların bulunmadığı Erken Devoniyen Dönemi'nde yaşamış bu canlının boyutu, artropod gigantizminin (devlik) sadece atmosferik oksijene bağlı olmadığını gösterdi.

Araştırmacılar; zengin av potansiyeli, rakip yırtıcıların azlığı ve su ortamının sağladığı fiziksel desteğin bu büyümede rol oynamış olabileceğini, bu unsurların gelecek çalışmalarda test edileceğini bildirdi. Müze kayıtlarına göre, bu büyük yırtıcının sulak alanların yanı sıra karadaki küçük eklem bacaklıları da avladığı tahmin ediliyor.