Güney Amerika’nın batı kıyısında uzanan Atacama Çölü, ekstrem iklim koşulları ve dünya dışı yüzey özellikleriyle bilim dünyasının odağında kalmaya devam ediyor. Antarktika dışındaki en kurak bölge olarak bilinen bu coğrafyanın bazı noktalarına, kayıtlara göre son 500 yıldır kayda değer bir yağış düşmediği belirtildi.
COĞRAFİ BİR HAPİSHANE GİBİ
Atacama'nın "hiper-arid" yapısı, iki devasa doğal bariyerin sonucudur. Doğuda yükselen And Dağları, Amazon havzasından gelen nemli hava akımlarını engellerken, batıdaki soğuk Humboldt Akıntısı, okyanus üzerindeki havanın yükselip yağmur bulutu oluşturmasını önlüyor. Bu durum, bölgeyi milyonlarca yıldır nemden mahrum bırakıyor.
LABORATUVAR OLARAK KULLANILIYOR
Bölge, toprak kimyası ve iklim koşulları bakımından Mars ile olan benzerliği nedeniyle NASA ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından bir "laboratuvar" olarak kullanılıyor. Topraktaki perklorat oranları ve yüksek UV radyasyonu, Kızıl Gezegen'deki koşulları simüle ediyor. Bilim insanları, Mars roverlarını (gezgin araçlarını) zorlu arazi testlerinden geçirmek için bu ıssız platoları tercih eediyor.
ARKEOLOJİK BİR HAZİNE
Aşırı kuraklık, biyolojik bozunmayı neredeyse imkansız hale getiriyor. Bakteri ve mantarların yaşayamadığı bölgelerde organik maddeler çürümek yerine kuruyor. Bu durum, bölgeyi arkeolojik bir hazineye dönüştürdü. M.Ö. 7000 yılına tarihlenen ve Mısır mumyalarından binlerce yıl daha eski olan Chinchorro mumyaları, hiçbir insan müdahalesi olmadan, sadece toprağın kuruluğu sayesinde günümüze kadar korundu.
ÇİÇEK AÇAN ÇÖL
Her ne kadar "cansız" olarak nitelendirilse de, Atacama belirli dönemlerde büyük değişimler geçiriyor. El Nino doğa olayına bağlı olarak gerçekleşen nadir yağışlar, toprağın altında uyuyan tohumları harekete geçirerek "Desierto Florido" (Çiçek Açan Çöl) fenomenini ortaya çıkardı. Bunun yanı sıra, nemin neredeyse sıfır olduğu bölgelerde "Lito-biont" adı verilen mikroorganizmaların, kuvars taşlarının altındaki mikro-nem miktarını kullanarak hayatta kaldığı tespit edildi.