Japonya'nın Şikoku Adası'ndaki Tokushima eyaletinde, Iya Vadisi'nin derinliklerinde yer alan Nagoro'nun gerçek nüfusu bugün 30–35 kişi civarında. Buna karşılık köyde, insan boyutlarında yapılmış 400'e yakın bez bebek bulunuyor. Tarlalarda çalışan işçiler, balık tutan yaşlılar, bisiklet süren köylüler, okul sıralarında oturan öğrenciler… Hepsi cansız ama şaşırtıcı derecede gerçekçi.

Bu görüntü, köyü ziyaret edenlerde hem hayranlık hem de ürperti uyandırıyor. Zamanın durduğu, gerçeklikle hayal arasındaki sınırın bulanıklaştığı bir atmosfer hakim.

"LANETLİ KÖY" EFSANELERİ

Nagoro'nun bu ürkütücü görünümü zamanla efsaneleri de beraberinde getirdi. Özellikle turistler arasında, "köyde gece kalanların lanete uğrayacağı" gibi hikayeler dolaşıyor. Ancak bu anlatıların, özellikle Cadılar Bayramı döneminde ilgiyi artırmak için üretilmiş söylentiler olduğu belirtiliyor. Gerçekte Nagoro, korkudan çok yalnızlık ve kayboluşun sembolü.

HER ŞEY BİR KADININ FİKRİYLE BAŞLADI

Bu sıra dışı köyün arkasındaki isim, Ayano Tsukimi. Nagoro'da doğup büyüyen Ayano, uzun yıllar Osaka'da yaşadıktan sonra hasta babasına bakmak için 67 yaşında köyüne geri döndü. Döndüğünde çocukluğunun köyü neredeyse boşalmıştı: Bir zamanlar 300 kişiye ev sahipliği yapan Nagoro'da geriye çoğu yaşlı olan birkaç düzine insan kalmıştı.

2003 yılında babasının vefatından sonra Ayano, tarladaki bir korkuluğu yenilerken farklı bir fikir geliştirdi. Köyde eskiden yaşayan, göç eden ya da hayatını kaybeden insanları bez bebeklerle temsil etmeye başladı.

KORKULUKLAR SANATA DÖNÜŞTÜ

Nagoro zaten tarımla geçinen bir köy olduğu için korkuluk geleneğine yabancı değildi. Ancak Ayano'nun yaptığı bebekler sıradan korkuluklardan çok farklıydı:

- Gerçek insan boyutundaydılar

- Gerçek kıyafetler ve aksesuarlar kullanılıyordu

- Her birinin yüz ifadesi farklıydı

- Hepsi köyde yaşamış gerçek kişileri temsil ediyordu

Yıllar içinde Ayano, 350'den fazla, bugün ise 400'e yaklaşan bebek yaptı. Okul, otobüs durakları, çay evleri, tarlalar, inşaat alanları… Köydeki neredeyse her mekân bu sessiz "sakinlerle" doldu.

OKUL VAR ÇOCUK YOK

Nagoro'nun en çarpıcı noktalarından biri köy okulu. 2012 yılında son iki gerçek öğrencinin de mezun olmasıyla okul kapanmıştı. Bugün ise sınıflarda 40 bez bebek öğrenci oturuyor. İki "öğretmen" ders anlatıyor, zil hiç çalmıyor, sınıftaki saat hep aynı zamanı gösteriyor. Çocuklar hiç yaramazlık yapmıyor ve eve hiç gitmiyor.

Ayano, köyde çocuk kalmamasının kendisini derinden üzdüğünü ve bu bebeklerle en azından kaybolan neşeyi hatırlatmak istediğini söylüyor.

KİMİLERİNE GÖRE YALNIZLIK ÇIĞLIĞI

Bebekler saman, ahşap, düğme, gazete kağıdı ve boyalar gibi basit malzemelerle yapılıyor. Ancak onları farklı kılan şey, hiçbirinin birbirine benzememesi ve her birinin bir anıyı temsil etmesi. Ayano, bu bebeklerin bakımını hâlâ düzenli olarak yapıyor; çünkü köylüler için onlar artık kültürel ve duygusal birer anıt.

Bugün Nagoro, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin uğradığı bir yer haline gelmiş durumda. Köy, bu bez bebekler sayesinde yalnızlığını bir ölçüde aşmış olsa da, taşıdığı duygu hala ağır: hüzün, kayıp ve sessiz bir direniş.