Donald Trump, İran'ın Şubat ayı sonunda gerçekleşen ABD ve İsrail saldırılarının ardından kapattığı Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak amacıyla Avrupalı müttefiklerine karşı "Ukrayna kartını" kullandı.

Konuya aşina kaynaklar, Trump'ın bu baskıyı kurmak için Ukrayna'ya silah tedarikini durdurma tehdidini kullandığını aktardı.

Dünyadaki petrol sevkiyatının beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolu üzerindeki kriz, Washington ile Avrupa başkentleri arasında derin bir çatlağa yol açtı.

Geçtiğimiz ay NATO donanmalarından yardım talep eden Trump, çatışma sürerken müdahalenin imkansız olduğunu savunan ve "bu bizim savaşımız değil" diyen Avrupalı liderler tarafından reddedildi.

Bunun üzerine Trump, Avrupa ülkeleri tarafından finanse edilen ve Ukrayna için hayati öneme sahip silah tedarik mekanizması olan Purl üzerindeki desteğini çekme kartını masaya sürdü.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Trump'ın Ukrayna'dan ve silah tedarik programından tamamen çekilme tehdidi karşısında devreye girerek müttefikleri bir uzlaşıya ikna etmeye çalıştı.

İki yetkilinin aktardığına göre Rutte, Fransa, Almanya ve İngiltere ile yaptığı görüşmelerde Trump'ın Avrupalıların Hürmüz Boğazı'nı korumayı reddetmesi karşısında "oldukça histerik" bir tavır sergilediğini ifade etti.

Bu yoğun diplomatik trafik sonucunda kilit ittifak üyeleri 19 Mart tarihinde aceleyle hazırlanmış bir ortak bildiri yayımladı.

Bildiride, "Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişi sağlamaya yönelik uygun çabalara katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz" denildi.

Rutte'nin baskısıyla hazırlanan bu metin, Trump'ın çekilme tehdidini savuşturmak adına hızlıca organize edildi ve diğer ülkeler daha sonra katılım sağladı. İngiliz yetkililer askeri düzeyde seçeneklerin zaten tartışıldığını belirtse de Washington'ın Ukrayna desteğini çekme tehdidini yalanlamadı.