Piyasa katılımcıları, Washington’ın borçlanma maliyetlerini baskılamak adına daha aktif bir rol üstlenmesini kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor. Uzun vadeli tahvil faizlerini dizginlemeye yönelik son adımların ardından gelen bu karar, ABD ekonomi politikalarının dolara olan küresel güveni zayıflatabileceği ve yatırımcıları alternatif varlıklara yöneltebileceği kaygılarını yeniden alevlendirdi.

Singapur merkezli Reed Capital Portföy Yöneticisi Gerald Gan, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Bu süreçte en büyük kurban kesinlikle dolar oldu" ifadelerini kullandı. Gan, Bakan Bessent’ın ekonomiyi canlı tutmak amacıyla uzun vadeli reel faizleri kasıtlı olarak düşürdüğünü ve zayıf dolara tolerans gösterileceğinin sinyalini verdiğini belirterek yatırımcılara portföylerini dolar dışındaki varlıklarla çeşitlendirmeleri tavsiyesinde bulundu.

ABD Hazinesi, borçlanma maliyetlerinin son yılların en yüksek seviyelerine tırmanmasının ardından 10 ila 30 yıl vadeli tahvillere yönelik geri alım planını "en az iki katına" çıkaracağını duyurdu. Bu karar, Bessent’ı son on yılların en müdahaleci Hazine Bakanı konumuna getirirken bakanlığın uzun süredir benimsediği "düzenli ve öngörülebilir" borç yönetimi ilkelerinden de belirgin bir sapmaya işaret ediyor.

ABD tahvil faizlerini yapay olarak düşürme girişimlerinin, dolar cinsinden varlıkların cazibesini azaltabileceği ifade ediliyor. Yatırımcıların bu adımı daha fazla borçlanmanın önünü açma çabası olarak görmesi halinde, Amerikan para birimindeki değer kaybının derinleşebileceği belirtiliyor.

Kaynak olarak ekle

Borçlanma Maliyetleri ve Piyasa Reaksiyonu

Açıklamanın ardından Bloomberg Dolar Endeksi son üç ayın en düşük seviyesine gerilerken Japon Yeni, İsviçre Frangı ve Yeni Zelanda Doları, ABD Doları karşısında en çok değer kazanan para birimleri arasında yer aldı.

Singapur merkezli Asymmetric Advisors stratejisti Amir Anvarzadeh, geri alım planının ABD’nin yen’i desteklemek üzere Japonya ile ortak müdahalesinden hemen sonra geldiğine dikkat çekerek, "Asıl amaç doları zayıflatmaktan ziyade faizleri dengelemek olsa da burada kurban seçilen taraf dolar oluyor" dedi.

Bloomberg Intelligence Gelişmekte Olan Piyasalar FX Baş Stratejisti Stephen Chiu ise yayımladığı notta, piyasaların bu hamleyi ABD’nin mali sürdürülebilirliği ve Fed’in enflasyonla mücadele güvenirliği üzerindeki baskıyı gizleme çabası olarak okuyacağını vurguladı.

30 YILLIK TAHVİL FAİZLERİ 2007'DEN BU YANA EN YÜKSEK SEVİYEDEYDİ

Yatırımcıların artan borç yükü nedeniyle daha yüksek getiri talep etmesi üzerine ABD uzun vadeli tahvil faizleri hızla yükseldi. Enflasyon kaygıları ve özel sektörün borçlanma talebiyle birleşen baskı, 30 yıllık tahvil faizlerini 2007’den bu yana görülen en yüksek seviyelere taşıdı.

Evercore ISI stratejistleri, Trump yönetiminin ticaret açıklarını kapatmak ve rekabet gücünü artırmak için zayıf doları destekleyen tutumuna atıfta bulunarak, Hazine’nin bu döviz hareketlerinden memnuniyet duyacağını öngörüyor. Franklin Templeton Direktörü Andrew Canobi ise durumu şu sözlerle özetliyor: "Uzun vadeli faizleri dizginlemek için doların gücünden bir miktar feragat ediliyor. Piyasada bir şeylerin emniyet supabı olması gerekiyordu."

DOLARIN KÜRESEL PİYASALARDAKİ KONUMU

Dolar geçmişte Fed’in devasa parasal genişleme programları veya gümrük vergisi tehditleri döneminde de benzer kaygılarla karşılaşmış, ancak küresel piyasalardaki lider konumunu korumayı başarmıştı. State Street Investment Management Stratejisti Masahiko Loo, yapay zeka odaklı hisse senedi girişleri ve yüksek petrol fiyatlarının kısa vadede doları destekleyeceğini, ancak uzun vadede "dolarsızlaşma" (de-dollarization) eğiliminin güçlenebileceğini belirtti.

Deutsche Bank AG Japonya Baş Stratejisti Shoki Omori ise önümüzdeki 3 ila 6 aylık süreçte yen, altın, İsviçre frangı ve euronun öne çıkacağını belirterek tablonun özetini şu sözle çizdi:

"ABD Hazinesi kendi tahvillerini geri alabilir ancak doları geri alamaz."