ABD'nin federal borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı. Bu miktar, geçen yılki Gayrisafi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) yüzde 130'una denk geliyor. ABD hükümetinin bütçe açığı ise GSYH'nin yaklaşık yüzde 6'sı seviyesinde bulunuyor.

Bu gelişme, 30 yıllık tahvil getirilerinin yüzde 5,3'ü aşarak 2007'den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaşmasına yol açtı. ABD Hazine Bakanlığı, 19 Ağustos'ta gelecek aydan itibaren uzun vadeli borçlanma araçlarından kendi alımlarını artıracağını açıkladı. Deutsche Bank analistleri, bu adımın yönetimin tahvil getirilerindeki yükselişten duyduğu "artan rahatsızlığı" yansıttığını belirtti.

YAPAY ZEKA YATIRIMLARI REKABETİ ARTIRIYOR

Tahvil piyasalarındaki endişeler sadece kamu borcuyla sınırlı değil. Al Majalla'nın haberine göre, büyük teknoloji şirketleri yapay zeka yatırımları kapsamında veri merkezlerinin finansmanında kullanılmak üzere yaklaşık 75 milyar dolarlık tahvil sattı.

Goldman Sachs'ın tahminlerine göre bu satış dalgası, teknoloji şirketlerinin toplam borçlanma miktarını geçen yılın toplamının neredeyse iki katına çıkardı. Goldman Sachs, yatırım yapılabilir kredi notuna sahip şirketlerin 10 milyar doların üzerindeki büyük ölçekli borçlanmalarının yaklaşık yüzde 40'ının teknoloji sektörü dışından geldiğini de aktardı.

Kaynak olarak ekle

İngiltere, Fransa ve Almanya'da da durum benzer. Bu ülkelerin uzun vadeli tahvil getirileri 10 yılı aşkın süredir görülmeyen seviyelere ulaştı. Fransa ile Almanya'nın 10 yıllık tahvil getirileri arasındaki fark 2012'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Japonya'da da 30 yıllık tahvil getirileri tüm zamanların en yüksek seviyesine yaklaştı. Tahvil piyasaları artık Japonya'nın borçlanma maliyetlerinin Çin'in borçlanma maliyetlerinden daha yüksek olmasının beklendiği yönünde yorumlanıyor.

Tahvil piyasalarındaki satış dalgası 19 Ağustos'ta bir miktar hafifledi ancak getirilerin yakın zamanda önemli ölçüde gerilemesinin beklenmediği ifade edildi. Yetkililerin artan borçlanma maliyetlerinden endişe etmek için nedenleri bulunuyor.