Yeni Zelanda'nın ücra Enderby Adası'na 19. yüzyılın sonlarında bırakılan ve çiftliğin kapanmasıyla kaderine terk edilen inekler, 83 yıl boyunca aşırı iklim koşullarına uyum sağlayarak hayatta kalmayı başardı. Adanın ekosistemini korumak için başlatılan imha sürecinin ardından geriye kalan tek bir inek, klonlama ve genetik çalışmalar sayesinde tüm ırkın yeniden canlandırılmasında anahtar rol oynadı.

AŞIRI İKLİM KOŞULLARINDA NASIL HAYATTA KALDILAR?

1910 yılında adadaki çiftliğin kapanması üzerine insan yardımı olmadan yaşamaya başlayan sığırlar, yerel bitki örtüsü ve deniz algleriyle beslendi. Şiddetli rüzgarlar, soğuk yağmurlar ve besin yetersizliğine rağmen zamanla genetik olarak farklılaşan popülasyonun sayısı 100 hayvana kadar ulaştı. Zaman içinde 35 ile 60 birey arasında dengelenen sürü, tam izolasyon altında dayanıklı ve benzersiz bir genetik yapı geliştirdi.

IRKIN KURTARILMASI İÇİN HANGİ YÖNTEMLER KULLANILDI?

1991 yılında adadaki endemik türleri korumak amacıyla başlatılan imha operasyonu sonrasında, 1993'te adada "Lady" adı verilen tek bir dişi sığır canlı bulundu. Anakaraya taşınan Lady üzerinden yürütülen kapsamlı yetiştirme ve klonlama çalışmalarıyla safkan Enderby boğası üretildi. 1998 ve 1999 yıllarında uygulanan klonlama teknikleriyle birlikte ırkın devamlılığı sağlandı ve Enderby sığırları dünyanın en nadir ırklarından biri olarak koruma altına alındı.

EKOSİSTEM NASIL REKOR SÜREDE TOPARLANDI?

Sığırların adadan tamamen uzaklaştırılmasının ardından Enderby Adası'ndaki yerel bitki örtüsü ve yaban hayatı hızlı bir iyileşme sürecine girdi. Tavşan ve fare gibi istilacı türlerin de temizlenmesiyle subantarktika ekosistemi eski haline dönerken, nadir bitkiler, deniz kuşları ve Yeni Zelanda deniz aslanları için güvenli bir yaşam alanı yeniden tesis edildi.

Kaynak olarak ekle