Küresel piyasalarda elektrikli araçlar, yapay zekâ veri merkezleri ve yeşil enerji yatırımları nedeniyle bakıra olan talep rekor seviyelere ulaşırken, Asya'nın en yoksul ülkesi Afganistan, dünyanın en büyük jeopolitik mücadelelerinden birine sahne oluyor.
Kabil'e sadece 40 kilometre mesafede bulunan ve dünyanın el değmemiş en büyük bakır rezervlerinden biri olarak kabul edilen Mes Aynak madeni, Çin’in milyarlarca dolarlık hamlesiyle yeniden küresel gündemin üst sıralarına tırmandı.
Pekin yönetimi, Batılı şirketlerin güvenlik ve istikrarsızlık nedeniyle adım atmaya çekindiği bu bölgede, Afganistan'ın kaderini değiştirebilecek devasa rezervlerin tamamını kontrol altına almak için uzun vadeli bir strateji yürütüyor.
2007 YILINDA SÖZLEŞME İMZALANMIŞTI
Çin Metalurji Şirketi (MCC) liderliğindeki bir konsorsiyum, daha 2007 yılında Afgan hükümetiyle yaklaşık 2,8 milyar dolar değerinde bir araştırma ve işletme sözleşmesi imzalamıştı. Ancak aradan geçen yaklaşık yirmi yıla, siyasi istikrarsızlığa, rejim değişikliklerine ve bölgede bulunan paha biçilemez bir Budist arkeolojik sit alanının nasıl korunacağına dair belirsizliklere takılan proje bir türlü hayata geçirilemedi.
Son dönemde ise Taliban yönetimi ile Çinli yetkililerin müzakere masasına yeniden oturması ve madene çıkış sağlayacak bağlantı yollarının inşaatına başlanacağını duyurması, bu devasa projeyi tekrar canlandırdı.
Bu hamle, Afganistan'ın önünde gerçek bir ekonomik kalkınma fırsatı mı olduğu, yoksa yoksul bir ülkenin yer altı zenginliklerinin halka hiçbir fayda sağlamadan dışarıya aktarıldığı yeni bir sömürü modeli mi yaratılacağı tartışmasını da beraberinde getirdi.
ÇİN İÇİN BÜYÜK FIRSAT
Dünyanın en büyük endüstriyel hammadde tüketicisi olan Çin için bu kaynağa ulaşmak sadece ticari bir avantaj değil, aynı zamanda ulusal bir güvenlik stratejisi anlamına geliyor.
Halihazırda Şili, Peru ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi ülkelerden yoğun şekilde bakır ithal eden Pekin, açık piyasadan sadece mal satın almak istemiyor. Çin'in asıl amacı; doğrudan kendi kontrolünde olan, uzun vadeli anlaşmalara dayalı, güvenli ulaşım koridorları ve kendi fabrikalarına doğrudan bağlı tedarik zincirleri kurmak.
Kabil'in hemen yanı başında yer alan ve Batılı güçlerin tamamen sahadan çekildiği bir ortamda adeta altın tepside sunulan Mes Aynak, Çin’in rakipleriyle karşılaşmadan bölgesel nüfuzunu ve hammadde hakimiyetini pekiştirebileceği mükemmel bir fırsat olarak masada duruyor.