Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Bolu İl Başkanlığı açılışından önce düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

"24 yıllık bir iktidarı ilk defa görüyoruz. Bu kadar kudretli bir iktidara rağmen bu kadar sorunun nasıl olup da çözülemediğini ilk defa tecrübe ediyoruz. Daha önce iktidarların mazeretleri vardı. İki yılda bir hükûmetin kurulmak zorunda olduğu zamanlar vardı. İstikrarsızlık bahanesi mevcut sistem içerisinde ortadan kalkmıştır. 24 yıllık iktidarın bir bahanesi kalmamıştır. Gelişinizde sizi millete sevgili yapan, sizi millete umut yapan ne varsa onları gördük. Şimdi sizi milletin nezdinde itibarsız yapan ve gidişinizin habercisi olan kabahatlerinizi görüyoruz. Gelişinizi gördük, ‘hoş geldiniz’ dedik. Gidişinizi görüyoruz, ‘güle güle demeye’ hazırlanıyoruz.

"EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI..."

Her türlü gücünüz var, 600 vekiliniz varmış gibi kudretiniz var. Meclis’te 2023’te aldığınız seçim, 2028’e kadar elinizde büyük bir kudretle duruyor. Şimdi bu kadar kudretle yapamadığınız hangi şeyi 2028’de yapacaksınız mesela? Yani şu anda gücünüz var, ne yapıyorsunuz da gücünüz yetmiyor? Şimdi yapamadığınız neyi yapacaksınız da 2028’e hazırlanıyorsunuz? Nureddin Nebati’yi denediniz üstümüzde. O zaman ne yaptılar? 853 bin kişiye 85 milyonun hakkını yedirdiler. Kur korumalı mevduat ile bankada bir kuruş parası olmayan milletin hakkını 853 bin adamın cebine indirdiler. Katılım sayısının bu kadar yüksek olmasıyla övünüyorlardı. Sonra Mehmet Şimşek geldi; katılım sayısının her gün düştüğüyle, kur korumalı mevduattan çıkışın arttığıyla övünmeye başladı. Bu kurtarıcı diye bizi teslim ettiğiniz Mehmet Şimşek, ‘Enflasyonla mücadele edeceğim’ diye başladığı programı dar gelirlinin, asgari ücretlinin, emeklinin üstüne boca etti. Siyaset şöyle bir şeydir. Sözünü tutan kalır, tutamayan gider. Sözünü tutacağına inanılanlar gelir. Anahtar Parti’nin vazifesi şimdi milletine söz vermektir. Seçim beyannamesiyle söz vermektir, kurmaylarıyla söz vermektir.

Anahtar Parti; yapacaklarını konuşan, yapacaklarının arkasında hesap verme iradesi de cesareti de sistemi de buna uygun hâle getirecek niyeti de olan bir kadroyla geliyor. Emeklilikte ‘kök maaş’ uygulaması diye bir şey çıkarttılar 2008’de. Kaldıracağız. Kök maaş uygulaması iptal! En düşük emekli aylığı, bu yapılmasaydı o zaman 40 bin lira olacaktı. Şimdi bakın, her mevzudaki illüzyonları da şu: Diyorlar ki ‘Emekliye parayı nereden vereceksin?’ Emekliye verdiğiniz parayı cebinizden vermiyorsunuz. Emekli size, kendi emekli olurken ödediği primlerini geri vermenizi istiyor. Emekli çalışmış; çalışıp da verdiği parayı sen biriktireceksin, değerlendireceksin, kıymetlendireceksin. Sonra ben emekli olunca, kalan ömrümü rahat yaşamam için sana verdiğim emanet parayı bana geri vereceksin. Emeklilikte düzenlemeye gidilecek, İntibak Yasası gelecek. Emeklilik kriterleri yeniden belirlenecek. Bunlar çalışacak; uzmanların kollarına göre bir 80-90 kriteri vardır. Çalışmış, hak etmiş; prim günü, aldığı yıpranma payları, yaptığı işin niteliği, mahiyeti... Bunların yeniden üst üste oturtulması lazım. Yani 11 bin gün prim yatırmış olan da 3 bin - 5 bin gün yatıran kadar maaş alıyor. O orantısızlıklar dâhil hepsi düzelecek. En düşük emekli aylığı da asgari ücretle insan onuruna yakışan bir seviyeye getirilecek.

Kaynak olarak ekle

"FAİZCİYE BULDUĞUNUZ PARAYI MİLLETİNİZE BULACAKSINIZ"

Türkiye’de 7 aylık faiz 56, Osmangazi Köprüsü yapıyor. Hiç faize para öderken ‘Nereden bulacaksın?’ demiyorlar. Faizciye bulduğunuz parayı milletinize bulacaksınız! Faizciye ödediğinizi milletinize ödeyeceksiniz! Etrafınızdaki iş adamlarınıza söz verip dolarla yaptığınız anlaşmaları TL’ye bile döndüremiyordunuz. Onlara bulduğunuz kaynaklardan milletinize bulacaksınız. Onlara buluyorsunuz, onlara bizim hakkımızı veriyorsunuz. Fakirin, 85 milyonun hakkını 853 bin tane adama verdiniz; 100 milyar dolara mal oldu. Kim denetlememişse onlar ödesin. Şimdi devlet yönetim görevini yapamadı diye, zamanında uyarılara kulak kapadı diye, bu işler böyle olup biterken vazifelerini savsakladı diye kaç bin kişi fonda? 460 bin kişi. Bire bin kazanma hevesiyle girdikleri yerde insanların bire bin kaybedebileceklerini bilmeleri gerekir. Bu milleti bire bin kazanma şehvetine düşürürken bunu nasıl yaptığınızı da fark edemezsiniz. Nasıl düşürdünüz bu milleti? Denetlemek zorunda olduğunuz firmaları denetlememişsiniz. Sizi uyarırken, uyaran iktisatçılara, finansçılara hakaret ettirmişsiniz. En son yurt dışından gelen uyarılar yüzünden mevzunun buraya geldiğini de aslında gizleyememişsiniz, mevzu patlamış. Şimdi ödemeleri nasıl yapacaksınız? Milletin üzerinden mi yapacaksınız, milletin omuzlarına mı bırakacaksınız? Bin sene yaşasa borsaya girecek parası da imkânı da hevesi de olmayan adamlara... Bu bire bin kazanma hevesinde olup borsaya paralarını, mallarını kaptıranları bize mi ödeteceksiniz? Bu fon şirketleri ödesinler! Denetlemek zorunda olanlar ödesinler bunu! Kim denetleyecekse, kim denetlememişse onlar ödesin.

"ÜNİVERSİTELERİ NİTELİKLİ HALE GETİRECEĞİZ"

Çocuklarımız mülakattan dertli. Kaldıracağız, mülakat iptal! Atanamayan öğretmenler diye bir gündemimiz var. 400 bin kişi oldular. Bu 400 bin kişi; bölümüne yetişmiş, girmiş, bitirmiş, mezun olmuş, sınavını da kazanmış çocuklarımız... Bu çocuklarımızı kademeli bir şekilde hak ettikleri işlerle buluşturacağız. Lüzumsuz üniversiteleri kapatmayacağız; üniversiteleri dönüştüreceğiz. Kapatmak değil, kontenjan sınırı diye bir şey gelmesi lazım; mecburuz buna. Bir buçuk milyonuncu öğrenciyi üniversiteye alırsanız memlekette üretim kalitesini düşürürsünüz. Üniversiteleri nitelikli hâle getireceğiz. Hem kontenjan gelecek hem de meslek branşlaşması üzerinde okulları başka bir verimli alana dönüştüreceğiz. Kamu İhale Kanunu’nu değiştireceğiz. Bu kadar istisnası olan bir Kamu İhale Kanunu’yla memlekette mali disiplini sağlayamazsınız. Dünyanın medeni ülkelerinde bu işler nasıl oluyorsa öyle olacak. Müsteşarlıklar geri geliyor, bakan yardımcıları iptal.

Devlet; plan yapabilen, yaptığı plana ulaşabilen mekanizmanın adıdır. Orta vadeli program yapıyorsunuz; yaptığınız son beş orta vadeli program paçavraya döndü, utanmıyorsunuz. Hiçbir hedefiniz tutmuyor. Ne Merkez Bankasının güvenilirliği kaldı ne TÜİK’in güvenilirliği kaldı. Enflasyon hesaplama tekniğini değiştirerek enflasyonla ilgili mücadelede mevzi kazanmaya çalışıyorsunuz. Bakanlarla, rakamları değiştirerek enflasyonu düşüreceğinizi zannediyorsunuz. O yüzden TÜİK, dünyanın en güvenilir istatistik kurumu hâline dönüştürülecek. Ölçerken doğru ölçemeyen, yönetirken doğru yönetebilir mi? Ölçerken doğru yapacağız.

"SİSTEMİ DEĞİŞTİRECEĞİZ"

HSK’nin, Anayasa Mahkemesi'nin durumunu siyasetin gölgesinden kurtaracağız. Valilerin, kaymakamların iktidar partisi karşısında eli kolu bağlı hâle gelmesine sebep olan parti gölgesini Türk bürokrasisinin üstünden kaldıracağız. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ni değiştireceğiz. Adam arayarak yaşamak zorunda olduğunuz, her işiniz için hatırlı bir dayı bulmak zorunda olduğunuz memlekette devleti herkesin dayısı hâline getireceğiz. Türkiye’de önümüzdeki dönem, harcadığı her kuruşun hesabını vermek zorunda olunan bir siyasal iklime giriyoruz. Hamasetle bu memleketi ayağa kaldıramayız. Güzel konuşarak geldiğimiz yer burasıdır. Güzel yapanlar dönemine ihtiyaç vardı. Güzel konuşanlar döneminden sonra güzel yapanların, ne yapacağını söyleyebileceği yeni bir siyasal zeminde Anahtar Parti’yi milletin kalbiyle buluşturacağız.

"BİN SENE DE GEÇSE TERÖRİSTE ‘TERÖRİST’ DİYECEK"

Bin sene de geçse teröriste ‘terörist’ diyecek Anahtar Parti var. Siz faize yetiyorsunuz; ‘biz milletimize yeteriz, bize milletimiz yeter’ diyen Anahtar Parti var. Siz ‘Giderlerse gitsinler’ diyorsunuz evlatlarımıza; ‘Evlatlarımızın hepsini getireceğiz, hayal kuracakları memlekette kendi sevdiklerini yaşayacakları bir ülkeyi ayağa kaldıracağız’ diyen Anahtar Parti var. Bize şimdi diyorlar ki: ‘Anahtar Parti’nin önümüzdeki dönem hizmet hakkında ne var?’ Anahtar Parti önümüzdeki dönem şöyle bir Türkiye hayaline yürüyor: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin cumhuriyet olma vasfı, demokrasiyle taçlandırılmış mevkisi korunacak. Cumhuriyetin temel nitelikleri asla tartışma konusu yapılmayacak. Anayasanın amir hükümleri, değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükümleri teröristlerle pazarlık konusu asla yapılamaz, yapılmayacak. Devletimizin hizmeti bize nasip olursa, milletimiz sözümüze güvenirse şart olsun; memlekette çocuklarımızın katilinin adını saygıyla ananlar maaş alamayacak! Teröre yaslanan, emeklinin hakkıyla ölene kadar vekil emeklisi maaşı alamayacak! Siyasetin akademideki gölgesi kaldırılacak, mecburuz buna. 70 üniversitemizin rektörünün yayınlanmış makalesi yok! En seçkin üniversitelerimiz korunacak. Memleketin hizmetini gören en seçkin meslekler, işler; bu mesleklere uygun üniversiteler bu hassasiyetle muhafaza edilecek. Mülkiye mülkiye olacak, mühendislikler mühendislik, tıp tıp olacak. Bu para kazanma şehvetine kurban verdiğimiz memlekette meslek sahibi olmak, meslekli yaşamak gibi bir hassasiyeti hayatın merkezine taşıyacağız.

"MEMLEKETİ 2-3 YILDA AYAĞA KALDIRACAĞIZ"

Nezaketsizlik yapmadan söylüyorum, yapabildiklerini yapsınlar, kalana talibiz. Kalan bizimdir evelallah! Neyi çözebiliyorlarsa çözsünler. Bir buçuk sene var seçime; Nisan 2028 diyor yakın kaynaklar, daha erken olabilir diyenler var. Biz hazırız, 800 teşkilatımız var. Seçim akşamı Allah nasip ederse, milletimiz itimat ederse, sözümüzü beğenirse, ‘hizmetimizi bu evlatlarımız görsün’ derse bu memleketi 2-3 senede ayağa kaldıracağız. Enflasyonu da tekrar düşüreceğiz; daha önce düşürmeyi başardıkları gibi faizi de düşüreceğiz. Dışarıdan yatırım da çekeceğiz, adaleti de oturtacağız, akademiyi de ayağa kaldıracağız. Tarımı, hayvancılığı da doğru destekleyeceğiz. Ticaretin bollukla, bereketle buluştuğu; çocuklarımızın hayallerine kavuştuğu güvenilir bir memleket... Mafyanın, çetenin değil; hukukun, huzurun konuşulduğu bir memleket... Önümüzdeki dönem Türk milletini ayağa kaldırmak için gece gündüz çalışıyoruz."

Ağıralioğlu, Bolu programını esnaf gezisi ve Bolu İl Başkanlığı’nın açılışı ile tamamladı.