İsveç hükümeti, ülkede yaşayan göçmenlerin oturma izni haklarını doğrudan kişisel davranış ve toplumsal uyum kriterlerine bağlayan, kamuoyunda geniş yankı uyandıran yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalışıyor. 

Hazırlanan modele göre, yabancı ülke vatandaşlarının oturma izinlerini koruyabilmeleri için yalnızca suç işlememeleri yeterli görülmeyecek; aynı zamanda "düzgün ve ahlaklı bir yaşam" sürme şartını da yerine getirmeleri beklenecek.

BU HAREKETLERE TAHAMMÜLLERİ YOK 

Artı33'de yer alan habere göre, göç Bakanı Johan Forssell tarafından detaylandırılan düzenleme kapsamında, vergi ödemeden çalışmak, trafik cezalarını aksatmak, borçlarını ödememek veya sosyal yardım sistemini kötüye kullanmak gibi eylemler oturma hakkının kaybedilmesine yol açabilecek gerekçeler arasında sayılıyor. 

Hükümetin bu hamlesiyle, kamu kararlarına uyum ve mali sorumlulukların yerine getirilmesi gibi yoruma açık unsurları yasal birer zorunluluk haline getirmeyi hedeflediği görülüyor.

İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİ TEPKİ GÖSTERDİ

Ancak "ahlaki eksiklik" gibi muğlak ifadelerin hukuki birer kriter olarak sunulması, insan hakları örgütlerinin sert tepkisini çekti. Sivil Haklar Savunucuları gibi kuruluşlar, bu tür tanımların keyfi uygulamalara kapı aralayabileceği ve göçmen toplumu üzerinde ciddi bir otosansür baskısı oluşturabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. 

Uzmanlar, hukukun somut deliller yerine yoruma dayalı toplumsal değerler üzerinden işletilmesinin yaratacağı risklere dikkat çekiyor.

İltica başvurularının son 40 yılın en düşük seviyesine gerilediği İsveç’te, sağ koalisyon hükümeti bu düzenlemeyi göç politikalarını daha da sıkılaştırmanın bir parçası olarak görüyor. Parlamentonun onayına sunulan ve büyük bir oranda kabul edilmesi beklenen yeni sistemin, 13 Temmuz itibarıyla resmen yürürlüğe girmesi planlanıyor.