Görevden uzaklaştırılan ve yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, İstanbul'da düzenlenen İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı'nın ikinci gününde konuştu.

İktidarın 'terörsüz Türkiye' olarak nitelediği süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan Türk, 27 Şubat'tan (2025) bu yana üst düzeyde birçok görüşme yapılmasına rağmen yol haritasının bilinmediğini savunarak "Neler yapılmak isteniyor? Bizden beklenti nedir? Kendileri bu konuda ne düşünüyor? Henüz bunu bilmiş, öğrenmiş değiliz. Bu gerçek ortada" dedi.

'TOPLUMDA GÜVENSİZLİK GELİŞTİ'

Türk şunları söyledi:

"Elbette ki bu sürecin kalıcı barışa dönüşmesi için biz Kürtler olarak, Kürt hareketi olarak, Kürt siyaseti olarak sabırla bekleyeceğiz, bu süreci bozan Kürtler olmayacak, sabırla izleyeceğiz. Ama elbette toplumda bir güvensizliğin geliştiğini de görüyoruz.

'TÜRKİYE DEMOKRATLARINA İHTİYAÇ VAR'

Umut ediyorum ki bu süreç başarıya ulaşır ve toplumsal barışın önündeki engeller ortadan kalkar. Bu sürecin iyi işlemesi ya da başarılı olması için değerli Türkiye demokratlarına, devrimcilerine, sosyalistlerine ihtiyacımız var. Biz birlikte bunu aşabiliriz. Ve inanıyorum ki bu konferanstan sonra da böyle bir momenti yakalarız ve birlikte siyasetin adım atması, hükümetin adım atması konusunda önemli baskı unsuru olarak ortaya çıkarız ve etkili oluruz. 

Kaynak olarak ekle

'KÜRT SORUNU BENİM'

Yüksek Seçim Kurulu, üç dönem de adaylığımın önünde bir engel olmadığını ifade etti. Üç dönem Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanlığına aday oldum, kayyum atandı. Bu ayrı. 'Şimdi Kürtler ne istiyor' diyorlar. Ben kendimden örnek vermek istiyorum. Ben Kürdistan'da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum. Kimliğim yok, dilim yok, halkım yok sayılıyor. İşte 'Kürt sorunu benim, Kürt sorunu buradadır' diyorum. 

'BİZ BÖLÜCÜ OLMADIK'

Biz yaşamımız boyunca bölücü olmadık. Birleştirici olmaya çalıştık. Hep toplumsal barışın ve halkların kardeşliğini savunduk. Bugün de aynı şey savunuyoruz. Bütün zulüm politikalarına rağmen bunu savunuyoruz. 12 Eylülleri, 1986’ları yaşadık... 1994’lerde dokunulmazlığımızın kaldırılıp cezaevine atıldığımız arkadaşların dönemini yaşadık. Ama demokratik siyasetten vazgeçmedik. Sorunların demokratik siyasetle çözüleceğine inandık. Bu inancımızı kaybetmek istemiyoruz. Ve buradan bu sürecin içinde olan, bu süreci yürüten bütün aktörlere seslenmek istiyoruz: Kürt halkına yazık, Türk halkına yazık. Birleştirici olun, halkları kucaklayın ve geleceği güvence altına alacak projelerle ortaya çıkın."