Avrupa Birliği (AB) genelinde iltica ve sığınma prosedürlerini kökten değiştirecek olan yeni Ortak Avrupa Sığınma Sistemi'nin (GEAS) 12 Haziran'da yürürlüğe girmesine sayılı günler kaldı. Ancak bu tarihi dönemeç, Almanya'da Schengen içi sınır kontrollerinin geleceğine dair çok sert bir siyasi tartışmanın fitilini ateşledi.

Hükümet ortakları ve muhalefet arasında "Sınırlar yeniden tamamen açılsın mı, yoksa denetimlere devam mı edilsin?" sorusu etrafında tam bir fikir ayrılığı yaşanıyor. Konu, özellikle Hollanda ve Belçika sınırına yakın bölgelerde hem ticareti hem de günlük yaşamı derinden etkiliyor.

ALMANYA SİYASETİ FİKİR AYRILIĞINDA

İktidarın Sosyal Demokrat Partili (SPD) İç Politika Sözcüsü Sebastian Fiedler, yeni sığınma sisteminin devreye girmesiyle birlikte Schengen Bölgesi'nin ruhuna geri dönülmesi gerektiğini savunuyor. 12 Haziran'dan itibaren kontrollerin adım adım kaldırılmasını isteyen Fiedler, bu sürecin düzensiz geçişlerin zaten düşük olduğu sakin sınır hatlarından başlaması gerektiğini belirtiyor.

Buna karşın, Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) bu hamle için henüz çok erken olduğu görüşünde. CDU İç Politika Sözcüsü Alexander Throm, yeni sistemin etkilerinin hemen görülemeyeceğini, öncelikle İtalya ve Yunanistan gibi ilk giriş ülkelerinin yeni kurallara uyup uymadığının yakından izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Sınır eyaletlerinden Kuzey Ren-Vestfalya’nın İçişleri Bakanı Herbert Reul (CDU) da fiziki sınır kapılarına dönmek istemediklerini ancak mevcut denetimlerin düzensiz göçü engellemede hala "gerekli bir araç" olduğunu ifade ediyor.

MUHALEFETTEN "HEDEFİ ISKALIYOR" TEPKİSİ GELDİ

Hükümetin diğer ortakları ve muhalefet kanadı ise sınır kontrollerinin hem maliyetli hem de etkisiz olduğunu savunuyor. Yeşiller Partisi'nden Julia Höller, kontrolleri "göstermelik bir çözüm" olarak nitelendirirken, bu durumun federal polise aşırı yük bindirdiğini ve sınır bölgelerinde yaşayan vatandaşları uzun kuyruklarla mağdur ettiğini dile getiriyor.

Kaynak olarak ekle

Hür Demokrat Parti (FDP) Milletvekili Werner Pfeil de kontroller nedeniyle ciddi ekonomik kayıplar yaşandığını, trafiğin kilitlendiğini ve kaçak geçişlerin sadece yan yollara kaydığını belirterek, iç sınır denetimlerinin derhal sonlandırılması çağrısında bulunuyor.

AB KOMİSYONU VE SINIR BELEDİYELERİNDE İSYAN

DW'de yer alan habere göre, AB Komisyonu da Almanya'ya sınır kontrollerini bitirmesi yönünde baskı yapıyor. AB Göç Komiseri Magnus Brunner, sığınma başvurularının zaten ciddi oranda düştüğünü hatırlatarak, sabit kontroller yerine mobil biyometrik sistemler ve araç takip teknolojileri gibi modern yöntemlerin kullanılması gerektiğini ifade ediyor.

Almanya sınırındaki Hollanda kentleri (Montferland, Zevenaar ve Emmerich) ise durumdan en çok zarar gören yerler arasında. Belediye başkanları, A3 otobanındaki kontrollerin lojistik aksaklıklara, yüksek yakıt maliyetlerine ve hatta ölümlü kazalara yol açtığını belirterek uygulamanın bitmesini istiyor. Ayrıca kontroller yüzünden Almanya'dan Hollanda'ya alışverişe gidenlerin azalması, Hollandalı esnafın da tepkisini çekiyor.

BAŞLAYACAK YENİ SİSTEMİN GETİRİSİ BELLİ OLDU

Mevcut Dublin düzenini rafa kaldıracak olan yeni Ortak Avrupa Sığınma Sistemi (GEAS), AB'nin sığınma politikasında yepyeni bir dönem başlatıyor. Yeni reform şunları içeriyor:

Hızlı Tarama ve Kapalı Merkezler: AB dış sınırlarında hızlı tarama prosedürleri uygulanacak ve güvenli ülkelerden gelenlerin başvuruları hızla sonuçlandırılana kadar sınırdaki kapalı merkezlerde tutulacaklar.

Zorunlu Dayanışma: Üye ülkeler ya belirli oranda mülteci kabul edecek ya da kabul etmeyenler AB fonlarına mali katkı sağlayacak.

Almanya'da Gözaltı Dönemi: Yeni sistemle birlikte Almanya, sığınma süreçlerinde gözaltı uygulamasını devreye sokabilecek.

İnsan hakları örgütleri ise bu reforma tepkili. Almanya merkezli Pro Asyl, yeni kuralların sığınmacı haklarını zayıflattığını, koruma arayan insanları adeta cezalandırdığını ve temel hakları aşındırdığını savunuyor.

SCHENGEN KURALLARI GAYET AÇIK

1985'te imzalanan ve 1995'te yürürlüğe giren Schengen Anlaşması, Avrupa içinde pasaportsuz ve serbest dolaşımı esas alıyor. Üye ülkelere normal şartlarda iç sınır kontrolü yasak olsa da "kamu düzeni veya iç güvenliğe yönelik ciddi tehdit" durumlarında geçici olarak kontrol başlatma hakkı tanınıyor.

Almanya başta olmak üzere bazı AB ülkeleri, artan düzensiz göç, insan kaçakçılığı ve terör tehditlerini gerekçe göstererek bu kontrolleri yeniden devreye almıştı. AB Komisyonu ise serbest dolaşım ilkesinin zedelenmemesi için bu istisnai kontrollerin tehdit biter bitmez derhal sonlandırılması gerektiğinin altını çiziyor.