Özellikle nehir çevresinde yaşayan Leco toplulukları değişimin etkisini doğrudan hissediyor. Bölge sakinleri geçmişte berrak olan nehir suyunun artık kullanılamadığını, balıkçılığın büyük ölçüde azaldığını ve nehirde tekneyle ilerlemenin zorlaştığını anlatıyor.

NEHİR YATAĞI GENİŞLEDİ

Altın çıkarmak için kullanılan büyük tarak makineleri ve iş makineleri nehrin tabanındaki kum ve taşları sürekli yerinden çıkarıyor. Çıkarılan malzemenin kıyılara yığılması nehrin doğal akışını değiştirirken bazı bölgelerde yatağın ciddi biçimde genişlemesine yol açtı. Yerel halkın aktardığına göre geçmişte yaklaşık 200 metre genişliğinde olan bazı kesimler bugün 500 ila 700 metreye ulaşmış durumda.

Uydu görüntüleri de değişimin boyutunu ortaya koyuyor. Beni Havzası'nda 2000 ile 2024 yılları arasında yasa dışı madencilik tespit edilen 52 küçük havzada su yüzeyi yüzde 21,5 arttı. Ancak bu artış daha fazla doğal su olduğu anlamına gelmiyor. Yeni su alanlarının önemli bölümü, altın çıkarılırken kazılan alanlarda oluşan yapay göletlerden meydana geliyor. Aynı dönemde Beni Havzası yaklaşık 14 bin hektarlık doğal su alanını kaybetti, madencilikle bağlantılı yaklaşık 3 bin hektarlık yeni su alanı oluştu.

KIYILAR “ÖLÜ KUMSALLARA” DÖNÜŞTÜ

Madenciliğin etkilediği kesimlerde eskiden kullanılan doğal kumsalların yerini taş, kum ve madencilik atıklarının kapladığı alanlar aldı. Bölgede yıllarca turizm faaliyeti yürüten kişiler, daha önce kano gezileri yapılan ve kamp kurulan bazı kıyıların artık bu amaçlarla kullanılamadığını söylüyor.

Kaynak olarak ekle

Sorun yalnızca nehrin görünümünün değişmesiyle sınırlı değil. Altın madenciliğinde kullanılan cıvanın yanı sıra makinelerden kaynaklanan yakıt ve yağ kalıntıları da su kalitesi üzerinde baskı oluşturuyor. Uzmanlar, nehir tabanının sürekli kazılmasının su yaşam alanlarını bozduğunu ve yoğun tortunun balıkçılığı olumsuz etkilediğini belirtiyor.

Kaka Nehri'ndeki yıkım bugün de tamamen durdurulabilmiş değil. Nitekim Bolivya Maden İdaresi'nin (AJAM) Mart 2026'da gerçekleştirdiği son operasyonlar, bölgede yasa dışı altın madenciliğinin ve ağır iş makinelerinin hâlâ aktif olduğunu açıkça ortaya koydu. Devletin yetersiz kaldığı bu noktada, topraklarını korumaya kararlı olan Leco toplulukları, kalan son temiz su kaynaklarını kurtarabilmek için artık nehre bağlanan küçük derelerin başında adeta bir yaşam nöbeti tutuyor.