Bilim insanları, bu keşfin yalnızca altının dayanıklılığını açıklamakla kalmayacağını, gelecekte daha verimli katalizörlerin geliştirilmesine de katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

ALTININ YÜZEYİ OKSİJENE GEÇİT VERMİYOR

Demir ve bakır gibi metaller havadaki oksijenle temas ettiğinde yüzeylerinde kimyasal reaksiyon başlıyor. Bu süreç zamanla paslanmaya veya kararmaya neden oluyor. Altında ise durum farklı işliyor.

Araştırmaya göre altının en dış yüzeyindeki atomlar kendiliğinden yeniden düzenlenerek sıkı bir yapı oluşturuyor. Bu yapı, oksijen moleküllerinin yüzeye tutunmasını ve parçalanarak altın atomlarıyla birleşmesini büyük ölçüde engelliyor. Kısacası altın, atom düzeyinde görünmez bir koruma katmanı oluşturarak oksijenin metalle reaksiyona girmesini önlüyor.

Araştırmacıların hesaplamalarına göre bu atomik düzen, oksijenle gerçekleşen kimyasal reaksiyonları bir milyar ile bir trilyon kat arasında yavaşlatabiliyor. Bu sayede saf altın, uzun yıllar havayla temas etse bile parlaklığını koruyor ve kararmıyor.

KEŞİF YENİ TEKNOLOJİLERİN ÖNÜNÜ AÇABİLİR

Araştırma ekibi, altının bu özelliğinin yalnızca mücevherlerde değil, sanayide de önemli avantajlar sağlayabileceğini belirtiyor. Altın; karbonmonoksitin dönüştürülmesi, vinil asetat ve propilen oksit üretimi gibi birçok endüstriyel süreçte katalizör olarak kullanılıyor.

Kaynak olarak ekle

Bilim insanları, altın yüzeyindeki atom dizilimini kontrol ederek oksijenle etkileşimi istenilen seviyeye getirebilmenin daha verimli katalizörlerin geliştirilmesini sağlayabileceğini ifade ediyor.

Araştırmacılar ayrıca günlük hayatta kullanılan altın takıların bir kısmının saf altın olmadığını hatırlatıyor. Takılarda bakır veya gümüş gibi farklı metaller bulunduğu için zamanla görülen kararma çoğu zaman altından değil, alaşımın içindeki diğer metallerin oksitlenmesinden kaynaklanıyor. Böylece araştırma, saf altının neden parlaklığını koruduğunu bilimsel olarak açıklarken, takılarda görülen kararmaların neden her zaman aynı olmadığını da ortaya koyuyor.