Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) ait Amasra müessesesinde dört yıl önce yaşanan büyük patlama, 43 ailenin hayatında kapanması zor bir yara açtı. Katliamın dördüncü yılında, hayatını kaybeden madenciler memleketlerinde düzenlenen anma törenleriyle anılırken, facianın ardındaki ihmaller dizisi ve tartışmalı yargı süreci yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşti.

İLK AÇIKLAMA VE SİLİNEN TWEET

Olayın yaşandığı 14 Ekim 2022 akşamı, ilk resmi açıklama AFAD üzerinden yapıldı ve olayın "trafo patlaması" olduğu duyuruldu. Ancak bu duyuru kısa süre sonra sosyal medyadan silinerek, olayın nedeninin araştırıldığı yönünde yeni bir metin paylaşıldı. İlerleyen saatlerde dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, sahadaki ilk değerlendirmelerin olayın bir "grizu patlaması" olduğunu gösterdiğini kamuoyuna açıkladı.

BİLİRKİŞİ RAPORU ' YATIRIM EKSİKLİĞİ' DEDİ

Facianın ardından madenden 41 işçinin cansız bedeni çıkarıldı, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan iki işçinin de aylar sonra hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 43'e yükseldi. Soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporları, facianın merkezinde TTK'daki altyapı eksikliklerinin yattığını ortaya koydu. Temel kusur olarak "havalandırma yetersizliği" öne çıkarken, madendeki sistemin ilkel kaldığı ve kuruma gerekli teknolojik yatırımların yapılmadığı vurgulandı.

ANA DAVADA TAHLİYELER VE İTİRAZLAR

Soruşturmanın ilk aşamasında 8 kişi tutuklandı. Ancak Nisan 2023 ve Mayıs 2024 tarihlerindeki duruşmalarda toplam 4 sanık, adli kontrol ve ev hapsi gibi şartlarla tahliye edildi. Mart 2025'te tamamlanan ana davanın karar duruşmasında, Müessese Müdürü Cihat Özdemir ve işletme müdürlerinin de aralarında bulunduğu yöneticilere "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 15 ile 17 yıl arasında hapis cezaları verildi. Madenci ailelerinin avukatları, cezaların "bilinçli taksir" yerine "olası kast" suçlamasıyla verilmesi gerektiği talebiyle Yargıtay sürecinde itirazlarını sürdürüyor.

Kaynak olarak ekle

KAMU GÖREVLİLERİNE AYRI DOSYA

Yargılamada en çok tartışılan konulardan biri ise TTK genel müdürleri, daire başkanları ve müfettişlerin ana davadan ayrı bir dosyada yargılanması oldu. Avukatların her iki davanın birleştirilmesi yönündeki talepleri reddedildi ve üst düzey kamu görevlileri sadece "görevi ihmal" suçlamasıyla hakim karşısına çıkmaya devam etti. Bu davanın karar duruşmasının 6 Kasım'da görülmesi bekleniyor.

AVUKATLARDAN CEZASIZLIK TEPKİSİ

Süreci Gazete Pencere'ye değerlendiren madenci ailelerinin avukatı Melike Polat, kamu görevlilerinin ayrı yargılanmasının hukuki bütünlüğü bozduğunu belirtti. Bilirkişi raporlarının facianın asıl nedeni olarak "yapılmayan yatırımları" gösterdiğini hatırlatan Polat, şu ifadeleri kullandı:

"Genel müdürlük düzeyindeki sorumlular açısından 'görevi ihmal' üzerinden ceza bile verilse biz bunu cezasızlık olarak görüyoruz. Bu yatırımları yapmayan kamu görevlilerinin katliamda doğrudan sorumluluğu var. TTK bünyesinde çalışanlar ağır ceza alırken, bu sistemi kurmayanların sadece görevi ihmalden ceza alması garip bir durum yaratacak. Bu yönde bir karar çıkması halinde itiraz edeceğiz."