Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde, ezber bozan bir görsel şölen yaşanıyor. Kış boyunca buğdaya ev sahipliği yapan topraklar, hasadın ardından yerini adeta devasa bir açık hava sanat galerisine bıraktı. Türkiye’nin dört bir yanından toplanan binlerce el dokuması halı, Akdeniz güneşinin altında adeta yeniden doğuyor. Hem dezenfekte edilen hem de o göz alıcı pastel tonlarına kavuşan bu halılar, dünyanın dört bir yanındaki koleksiyonerlerin radarına girmiş durumda.
Kulağa şaşırtıcı gelse de, halıların günlerce kızgın güneşin altında bekletilmesinin son derece mantıklı ve tamamen doğal nedenleri var. Tarlalara serilen bu özel halılar, doğanın gücüyle adeta bir dönüşüm geçiriyor. Yüksek yaz sıcaklıkları halılardaki tüm zararlıları ve bakterileri kimyasal kullanmadan yok ederken, güneş ışığı da kök boyaların o sert tonlarını yumuşatarak halılara asil ve pastel bir görünüm kazandırıyor. Gündüzün yakıcı sıcaklığı ile gecenin serinliği ve nemi birleştiğinde ise halıdaki fazla boya maddeleri tamamen arınıyor.
İÇİNDE KİMYASALA YER YOK
Bu halıların en büyük sırrı, tamamen geleneksel yöntemlerle ve doğadan ilham alınarak üretilmiş olmaları. Sektörün tecrübeli ismi, halı ihracatçısı Halil Börekçi, bu özel sürecin arkasında tamamen organik yün ve sıfır kimyasal yattığını belirtiyor. Renklendirme aşamasında sadece kök boyalar ve doğadan elde edilen özel bitkisel yardımcı maddeler kullanılıyor. Örneğin sarı tonlar için sütleğen bitkisinin özünden, kahve ve toprak tonları içinse ceviz kabuğundan faydalanılıyor.
ANADOLU'NUN UNUTULAN İLMEKLERİ DÜNYA LÜKS PAZARINDA
Anadolu insanının evinde yıllarca özenle kullandığı, yaşları 50 ile 300 yıl arasında değişen bu nadide parçalar, Döşemealtı tarlalarındaki "güneş banyosu" sürecinden sonra küresel pazara açılıyor. Başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın dört bir yanına gönderilen bu eserler, müthiş bir katma değer yaratıyor. Türkiye genelinden toplanan ve üzerinde çeşitli işlemler gerçekleştirilerek yeniden hayat verilen bu eski halılar, yurt dışında çok yüksek değerlere alıcı buluyor. Özellikle koleksiyon değeri taşıyan geçmişi asırlık özel parçalar, yabancı koleksiyonerler tarafından 3 bin ila 5 bin dolara kadar satın alınıyor.
1969 yılından bu yana halı ihracatı yapan ve geçmişte Türkiye üçüncülüğüne kadar yükselen Halil Börekçi, sektörün geçirdiği dönüşüme rağmen bu geleneği yaşatmakta kararlı. İstanbul’daki işlerini kapatıp Antalya’ya gelen Börekçi, yok olmaya yüz tutmuş bu geleneksel zanaata Antalya tarlalarında yeniden can vererek hem ülke ekonomisine katkı sağlıyor hem de kültürel mirası geleceğe taşıyor.