Türkiye otomotiv pazarında tüketiciler fiyatların düşüp düşmeyeceği konusunda tereddüt yaşıyor. Yüksek kredi faizleri, finansmana erişimdeki güçlükler ve belirsizlik, alımları erteliyor. Bu durum, değişim satış rakamlarına ve tercih edilen araç türlerine doğrudan yansıyor.
Odmd'nin ocak-temmuz verileri, toplam satışların geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10,72 azalarak 638 bin 965 adet olduğunu gösteriyor. Otomobil satışları yüzde 12,14 düşüşle 502 bin 712'ye, hafif ticari araç satışları ise yüzde 5,05 gerileyerek 136 bin 253'e indi.
"RADİKAL FİYAT DÜŞÜŞÜ BEKLEMEK YANILGI"
Temmuzda pazar yüzde 25 küçülürken, 160 kilovat altındaki elektrikli araçların satışları yüzde 5,3 artarak yüzde 16,7 paya ulaştı. Güçlü modellerin payı ise yüzde 57,8 düşüşle yüzde 2'de kaldı. Otomerkezi.net CEO'su Muhammed Ali Karakaş, temmuzdaki sert daralmanın pazarın "bekle-gör" moduna girdiğini ifade etti.
Karakaş, vatandaşın alımı ertelemesindeki en büyük etkenin krediye erişim zorluğu ve yüksek finansman maliyetleri olduğunu söyledi. Mevduat faizlerinin cazip getirisi, birikim sahiplerini araç yerine mevduatta kalmaya teşvik ediyor. Kredi kullanarak araç almak isteyenler ise yüksek faiz ve Bddk sınırlandırmaları nedeniyle oyundan çekilmek zorunda kalıyor.
Fiyatlarda radikal düşüş beklentisini gerçekçi bulmayan Karakaş, otomobil fiyatlarını belirleyen iki anahtarın döviz kuru ve küresel üretim/tedarik maliyetleri olduğunu vurguladı. Kur baskısı devam ettiği sürece nominal fiyatlarda kalıcı ve büyük indirim beklenmemesi gerektiğini belirtti.
Ancak sonbaharda markaların stok eritme hareketleriyle sıfır faizli kredi kampanyaları, takas destekleri, aksesör/bakım hediyeleri gibi örtülü indirimlerin artabileceğini kaydetti. Tüketicinin bekleme stratejisinin fiyat düşüşü için değil bu avantajlar için makul olabileceğini, sonbahar sonrasında zam riskinin masada olduğunu söyledi.
Karakaş örnek bir hesaplama yaptı: 1,5 milyon TL'lik bir araçta, kampanyalı satış senaryosunda etiket fiyatında yüzde 10-15 düşüş beklemek imkansıza yakın. Ancak finansman destekleriyle tüketicinin cebine yansıyan toplam maliyet avantajı yüzde 3-5 bandında esneme yaratabilir. Bu da aracın yaklaşık 1,42-1,45 milyon TL'ye denk gelen bir alım fırsatı doğurabilir.
Artış senaryosunda ise kur ve maliyet baskısıyla sonbahar ve yıl sonuna doğru fiyatlarda yüzde 5-10 artış potansiyeli yüksek. Aynı araç 1,57-1,65 milyon TL bandına çıkabilir. Özetle araç almayı düşünenlerin radikal düşüş bekleyerek nakitte kalması, kur kaynaklı zam dalgasına yakalanma riskini beraberinde getirir.