Dünya genelinde bilgisayar ve teknoloji altyapı çözümleri sunan Lenovo, son mali dönemine ilişkin finansal sonuçlarını ve gelecek dönem stratejilerini duyurdu. Şirket, yapay zekayı (AI) yalnızca bir yazılım özelliği değil, iş modelinin merkezine yerleştirerek AI bağlantılı gelirlerini %72 oranında artırdı. Türkiye pazarında ise tüketici ve kurumsal segmentlerdeki dengeli büyüme, pazar liderliğinin sürdürülmesini sağladı.
PAZARDA KESİNTİSİZ LİDERLİK
Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, şirketin yerel pazardaki performansını IDC verileri eşliğinde değerlendirdi. 2025 yılı son çeyrek sonuçlarına göre Lenovo, Türkiye toplam PC pazarında %24,4 pay alarak liderliğini sürdürdü. Şirketin farklı kullanıcı gruplarındaki performansı ise dikkat çekici bir denge sergiledi; bireysel tüketici (Consumer) tarafında %21,7, ticari (Commercial) alanda %30,1 ve kurumsal/kamu (Enterprise + Public) segmentinde %33,7’lik pazar paylarına ulaşıldı. Hantaloğlu, bu başarının sadece ürün çeşitliliğiyle değil, sahadaki operasyonel disiplin ve iş ortaklarıyla kurulan sürdürülebilir güven ilişkisi sayesinde mümkün olduğunu belirtti.
YAPAY ZEKA GELİRLERİNİN YENİ LOKOMITİFİ
Küresel ölçekte açıklanan 2025/26 mali yılı üçüncü çeyrek verileri, teknoloji sektöründeki yapay zeka (AI) dönüşümünün finansal karşılığını ortaya koydu. Şirket, bu dönemde yıllık bazda %18 artışla 22,2 milyar dolar gelir elde ederek tüm zamanların en yüksek çeyreklik seviyelerinden birine ulaştı. Özellikle yapay zeka ile ilişkili gelirlerin yıllık bazda %72 oranında büyümesi, bu teknolojinin artık niş bir alan olmaktan çıkıp ana iş modeline dönüştüğünü kanıtladı. Yapay zeka bağlantılı kalemlerin toplam gelir içindeki payı ise %32 seviyesine kadar yükseldi.

ARZ SIKINTILARINA KARŞI "ÇEVİK TEDARİK" STRATEJİSİ
Küresel teknoloji pazarında zaman zaman yaşanan bileşen tedariki ve lojistik zorluklara da değinilerek, operasyonel çevikliğin önemine vurgu yapıldı. Şirketin küresel ölçekteki üretim ağı ve yapay zeka destekli süreç yönetimi sayesinde, piyasadaki arz kısıtlamalarına karşı esnek bir yapı sergilendiği ifade edildi. Bu "tedarik zinciri çevikliği", talebin yoğun olduğu dönemlerde bile üretim kapasitesinin verimli kullanılmasını ve Türkiye gibi stratejik pazarlarda ürün sürekliliğinin korunmasını sağlayan temel unsur olarak konumlandırıldı.