Batı Avrupa’nın en büyük yapay baraj gölü unvanını taşıyan devasa havza, su seviyesinin tarihi zirveleri zorlamasıyla birlikte baskıyı hafifletmek ve su baskınlarını kontrol altına almak amacıyla kapaklarını peş peşe açarak tahliye işlemlerine başladı.

BARAJ İÇİN "HAYALDEN İBARET" DENİLMİŞTİ

Barajın ilk kez su tutmaya başladığı 8 Şubat 2002 tarihinde birçok çevre, İber Yarımadası’nın kurak iklimini gerekçe göstererek bu devasa tesisin hiçbir zaman tam kapasiteye ulaşamayacağını ve projenin bir hayalden ibaret olduğunu öne sürmüştü. 

Ancak bu iddialar ilk olarak 2010 yılında su seviyesinin 152 metrelik azami sınıra dayanmasıyla boşa çıktı. Aradan geçen yirmi yılı aşkın sürenin ardından bölgeyi etkisi altına alan son kış fırtınaları, barajdaki su yüksekliğini yeniden 151,6 metreye fırlatarak tüm zamanların en yüksek rekoruna çok yaklaştırdı. 

Yaşanan olağanüstü su birikimi nedeniyle işletmeci kuruluş Alqueva Geliştirme ve Altyapı Şirketi (EDIA), bentlerdeki yoğun hidrolik basıncı dengelemek için savak kapaklarını defalarca açmak zorunda kaldı.

Kaynak olarak ekle

25 BİN FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE 

Guadiana Nehri’nden beslenen ve yaklaşık 25 bin futbol sahası büyüklüğüne denk gelen 250 kilometrekareden geniş bir alanı kaplayan baraj gölü, 83 kilometrelik uzunluğuyla adeta Alentejo bölgesinin kalbinde dev bir "iç deniz" oluşturuyor. 

Toplam 4 milyar 150 milyon metreküplük su tutma hacmiyle dikkat çeken tesis, sadece elektrik üretmekle kalmıyor; İspanya ve Portekiz sınır hattındaki 130 bin hektarlık tarım arazisine can suyu veriyor, 200 bin kişinin içme suyu ihtiyacını karşılıyor ve su sporlarıyla bölge turizmini canlandırıyor. 

İnşa edildiği dönemde "kurak havzada devasa bir israf" olarak nitelendirilen tesis, bugün kapaklarından taşan sularla iki ülkenin kuraklık ve su yönetimi planlamasındaki en kritik kalesi olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.