30 Ağustos 2024’te Kara Harp Okulu’nda diploma töreni düzenlenmişti. O gün en mutlu günleriydi. Anneleri, babaları, kardeşleri de onları yalnız bırakmamış, uzak yerlerden gelmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve protokol ayrıldıktan sonra, 500’e yakın teğmen, bir anda toplanıp “Subay andı” içti. O andın sonunda “Ne mutlu Türk’üm diyene” diye bağırdılar.

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” demenin suç olmadığını onlar da biliyordu. Ama bu yüzden Silahlı Kuvvetler Disiplin Yönetmeliği’nin en ağır maddesi olan “TSK’dan çıkarma” cezasına çarptırılacağı akıllarından bile geçmemişti. Harp Okulu’ndaki öğrenciler kendilerini Mustafa Kemal’in sıra arkadaşı ve silah arkadaşı olarak görür, törende onun okul numarası olan 1283 denildiğinde tüm Harbiyelilerin gür bir sesle “İçimizde” diye bağırdıklarını biliriz.

TELEVİZYONDAN ÖĞRENDİLER

Okul Birincisi Teğmen Ebru Eroğlu, arkadaşları İzzet Akarsu, Serhat Gündar, Batuhan Gazi Kılıç, Deniz Demirtaş kılıçları neden çattıkları, 1995 yılından 2023’e kadar okunan daha sonra yürürlükten kaldırılan “Subay andını” niçin okudukları için sorgulandı. Avukatları hep, “Bundan bir şey çıkmaz. Ortada bir suç yok” diyordu. Ama günler geçtikçe işin rengi iyice değişmeye başladı.

Teğmenlere, “TSK’dan ihracınıza karar verildi” tebligatı gönderilmeden, Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreterliği, iktidara yakınlığı ile bilinen yayın organlarına haberi servis etti. Teğmenler, acı haberi avukatlarıyla birlikte Türkiye Barolar Birliği’nde yemek sırasında öğrendi. O gün onlar kadar, avukatları da aileleri de şoke olmuştu. Avukatlarından bazıları, “Yargıdan döner” diye onları teselli etmeye çalışmıştı.

Serhat Gündar

MAHKEME AYRI, KARARLAR AYNI

İdare Mahkemesi’ne açılan dava da teğmenlerin aleyhine sonuçlandı. Konuyu istinafa taşıdılar. Sadece Teğmen Deniz Demirtaş lehine mahkeme karar verdi. Deniz Teğmen, göreve başladı ancak kısa süre sonra onun da TSK’dan çıkarılması, üniformasını çıkarması yönünde karar verildi.

Kaynak olarak ekle

En ilginç durumlardan birisi de idare mahkemesine açılan davalarda iki teğmen dışındakilerin davaları farklı mahkemelerde olmasına rağmen, kararların kelimesi kelimesine aynı olması şaşırtıcıydı. Sonuçta beş teğmen de TSK’dan çıkarılmış oldu.

BAŞI HEP YUKARIDAYDI

Teğmenler o süreçte neler yaşadıklarını Doğan Kitap’tan çıkan “Biz Teğmeniz” kitabım için anlatmıştı. Onları dinlerken inanın ben de göz yaşlarımı tutamamıştım. Hele teğmenin askeri birlikten çıkarılırken, “Sırtımda çanta, iki elimde de valizlerim vardı. Askeri birliğin nizamiye kapısına doğru görevli askerlerin yanında giderken, ısrarlarına rağmen valizi vermemiştim. Başım hep yukarıdaydı. Gökyüzüne bakıyordum. Çünkü, ağladığını kimsenin görmesini istemiyordum. Yukarıya baktıkça gözyaşımın akmasını engelliyordum. Nizamiyeden çıkana kadar dayandım. Nizamiyenin karşısına geçtim. Valizleri, çantamı bıraktım. O gün, hayatta ağlamadığım kadar hüngür hüngür ağladım. O an yaşadıklarımı kolay kolay kimse anlayamaz.”

O teğmenlerden Ebru Eroğlu İstanbul’da bir özel sektörde işe girdi. Serhat Gündar, kendini tam anlamıyla spora verdi. Batuhan Gazi Kılıç ve İzzet Akarsu belediyede çalışmaya başladı. Ama hiçbirisi askerliği, okul günlerini unutmadı. Bir gün yine üniformayı giyeceklerine inanıyorlar.

SERHAT TEĞMENİ YIKAN OLAY

Genelkurmay Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’na (EDOK) bağlı Muhabere, Elektronik ve Bilgi İşlem Sistemleri Sınıf Okulu’nda, dün mezuniyet töreni vardı. Tıpkı, teğmenlerin yemin töreninde olduğu gibi anneler, babalar, kardeşler, yeğenler de kontrol edilip nizamiyeden içeriye alınıyordu. Yeğeninin mezuniyet töreni için gelenlerden birisi de, “Hizmetin yerine getirilmesine engel olduğu” gerekçesiyle dört arkadaşıyla birlikte TSK’dan çıkarılan Atatürkçü teğmenlerden Serhat Gündar’dı. Serhat Gündar, dün neler yaşadığını bize şöyle anlattı:

“Cumartesi sabah 07.00’de, yeğenimin yemin törenini izlemek için sıradan sivil bir vatandaş olarak kışlaya girerken, Nizamiye personelinin beni tanıması üzerine Muhabere Elektronik ve Bilgi İşlem Sistemleri Sınıfı Okulu istihbarat başkanına bilgi verdiler. İstihbarat Başkanı kışlaya alınmamam talimatını verdi. Kışla personeli, ‘komutanım size gelin çay ısmarlayayım, vicdanım el vermiyor ama sizi dışarı almam lazım’ diyerek dışarı çıkarıldım.

HAİN MUAMELESİ GÖRMEK

Teröristlerle aynı masaya oturan zihniyetin, bize karşı yapılan bu muamelesine şaşırmasam da insanın içeride emir komuta edeceği askerleri yan yana görev yapacağı devrelerimin olduğu kışladan hain muamelesi görerek dışarı çıkarılmak, TSK’dan ihraç edilmekten daha da çok zoruma gidiyor. Beni ihraç eden zihniyeti biliyoruz ve karşılarında dimdik duruyoruz. Ancak ülkemin gözbebeği ordumuz Türk Silahlı Kuvvetleri personeli tarafından buna maruz kalmanın açtığı yarayı tarif etmekte zorlanıyorum.”

Serhat Gündar, dünyanın en prestijli vücut geliştirme organizasyonu olan NPC tarafından Gürcistan’da düzenlenen uluslararası vücut geliştirme şampiyonasında iki sıklette ikincilik elde etmişti. Bu moralle yurda dönen Serhat Gündar’ın, yeğeninin yemin törenine alınmaması içini çok acıttı.

Sahi, bu teğmenlerin başlarına bunlar gelirken, “Atatürk’e saygı duymuyorum, sevmiyorum” diyen Tuzla Piyade Okulu’ndaki üç teğmenin ise mahkeme kararıyla görevlerine dönerken, buna tepki gösteren dört teğmenin ise TSK’dan çıkarıldığını hatırlatalım.