Mutfaklarda biriken ve çoğu zaman yanlış yöntemlerle bertaraf edilen atık yağlar, modern geri dönüşüm teknolojileri sayesinde sanayinin en değerli enerji kaynaklarından biri haline geldi. 

Uzmanlar, lavaboya dökülen bir litre atık yağın yaklaşık bir milyon litre içme suyunu kirletebileceği uyarısında bulunurken, bu atıkların lisanslı tesislerde biodizele dönüştürülmesinin milli ekonomiye çift yönlü katkı sağladığını vurguladı.

KOZMETİK, TEMİZLİK VE İLAÇ SANAYİSİNDE HAM MADDE OLARAK KULLANILIYOR 

Atık yağların sanayi kullanımı, karmaşık bir kimyasal dönüşüm sürecini kapsıyor. Toplama merkezlerinden gelen ham atık yağlar, yüksek hassasiyetli filtreleme ve su arındırma işlemlerinden geçirilerek saf hale getiriliyor. Ardından "transesterifikasyon" adı verilen işlemle alkol ve katalizör eşliğinde reaksiyona sokulan bu yağlar; biodizel ve gliserin olarak iki ana ürüne ayrıştırılıyor.

Elde edilen biodizel, petrol türevli motorinle harmanlanarak ulaştırma sektöründe kullanılırken, yan ürün olan gliserin ise kozmetik, temizlik ve ilaç sanayisinde ham madde olarak değerlendiriliyor.

BİREYSEL VE KURUMSAL BÜTÇELERE KATKI SAĞLIYOR 

Atık yağların ekonomiye kazandırılmasında hacimli toplama modelleri ön plana çıkıyor. Site yönetimleri, kooperatifler ve sosyal sorumluluk projeleri, dağınık haldeki evsel atıkları merkezi noktalarda birleştirerek lisanslı biodizel tesislerine doğrudan "hacimli satış" yapabiliyor. Bu modelle hem çevre kirliliğinin önüne geçiliyor hem de elde edilen gelir veya ürün takası yöntemiyle kurumsal bütçelere katkı sağlanıyor.