Avrupa Birliği'nde (AB) 2023'te Ukrayna'ya askeri desteğin hızlandırılması, artan düzensiz göçle mücadele, Birliğin genişlemesi ve İsrail-Filistin çatışmasıyla ilgili konularda ortak duruş belirlemesini gerektiren zorlu bir siyasi atmosfer hakimdi.

AB, 2023'ü Avrupa Parlamentosundaki (AP) yolsuzluk skandalıyla karşıladı.

Dönemin AP Başkan Yardımcısı Yunan Milletvekili Eva Kaili'nin, Brüksel'de Belçika polisince gözaltına alındığı yolsuzluk, rüşvet ve kara para aklama soruşturması, kısa sürede AP bağlantılı yeni isimlerin eklenmesiyle büyüdü. Birçok noktada yapılan aramalarda 1,5 milyon avro nakit ele geçirilen soruşturma kapsamında zaman içinde tüm tutuklular şartlı tahliye edildi.

Olay, AB içinde ilk etapta büyük yankı uyandırdı, AB kurumlarının güvenilirliği sorgulanmaya başlandı ancak konu, kısa sürede AB'nin gündeminden çıktı.

YIL BOYUNCA GÜNDEM UKRAYNA'YA DESTEK OLDU

2022’de "aday ülke" statüsü verilen Ukrayna’da, savaşın ikinci yılında da devam etmesi üzerine bu ülkeye verilecek mali ve askeri destek, yıl boyunca AB’nin ana gündem maddelerinden oldu.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, 9 Mayıs Avrupa Günü'nde başkent Kiev'i ziyaret etmesi, bu desteğin sembolü oldu.

Başta Leopard 2 tankları veren Almanya olmak üzere birçok AB ülkesi, Ukrayna'ya askeri ekipman göndermeye devam etti. Bu durum AB'nin, tükenen mühimmat stoklarının takviyesine yönelik acil ihtiyaca odaklanmasına yol açtı.

3 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana ilk kez yapılan ve Kiev’de düzenlenen AB-Ukrayna Zirvesi’nde, AB, bu ülkenin sonuna kadar desteklenmesi taahhüdünü yineledi.

AB ülkeleri, 8 Mart’ta Ukrayna'ya silah yardımı için "ortak satın alma" seçeneğinde genel mutabakata vardı.

AB, 20 Mart’ta stokların takviyesi için 3 aşamalı planı devreye soktu. Plana göre, 12 ayda 1 milyon top mermisi sağlamak amacıyla üye ülkelerin önce mevcut envanterlerinden destek vermesi, daha sonra ortak satın almaya gitmesi ve üretimlerini artırması kararlaştırıldı.

AB ülkeleri, yılın geri kalan kısmında bu ortak tedariki uygulamak gibi zorlu bir gündemle mücadele etti. Sene sonuna yaklaşıldığında AB yetkililerinden Mart 2024'e kadar 1 milyon top mermisi sağlama taahhüdünün yerine getirilemeyeceğine yönelik açıklamalar geldi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yıl içinde yaptığı açıklamalarda, üye ülkelere mühimmat üretimini artırma ve hızlandırma çağrıları yaptı.

Diğer yandan AB, bugüne kadar 34 bin Ukrayna askerine eğitim verdi. Bunun, 2024 baharında 40 bine ulaşması hedefleniyor.

Yılın son AB Liderler Zirvesi'nde, 14 Aralık’ta AB, Ukrayna ile katılım müzakerelerini başlatma kararı aldığını duyurdu. Macaristan'ın sert muhalefetiyle karşılaşılan karar, ancak Başbakan Victor Orban'ın salonu terk etmesi neticesinde alınabildi. Böylece AB zirvesinde bir ilk yaşanmış oldu.

GÖÇ, ÜLKELERİ İKİYE BÖLDÜ

2022, "AB'nin göç krizinden bu yana görülmemiş düzeyde düzensiz göç aldığı yıl" olarak kayıtlara geçmişti. AB'ye, 2022'de, bir önceki yıla göre, yüzde 64'lük artışa karşılık gelen 330 bin düzensiz giriş yapılmıştı.

Bu nedenle 2023, AB yönetiminin, düzensiz göçmenlerin Avrupa toprağına ayak basmalarından sonra üye ülkeler arasında nasıl dağıtılacakları ya da geri gönderileceklerine yanıt arama çabasına hız verdiği bir yıl oldu.

AB liderleri, 9-10 Şubat’ta "göç" özel gündemiyle olağanüstü zirvede, Brüksel’de bir araya geldi.

Liderler, dış sınırların korunması, geri dönüşlerin artırılması, üye ülkeler arasında yük paylaşımı, ortak ülkelerle yakın ilişki kurulması olmak üzere 4 alanda çalışmak üzerinde anlaştı.

Ardından AB Komisyonu, yıllardır tartışılan ancak üye ülkelerin farklı tutumları nedeniyle üzerinde uzlaşı sağlanamayan Göç ve İltica Anlaşması’nda ilerleme sağlanması için çalışma başlattı.

Mayısta AB İçişleri Bakanları Toplantısı'nda, Anlaşmanın unsurlarından; "dayanışma mekanizması" gereğince göçmenlerin her AB ülkesine zorunlu dağıtımı, aksi halde ise üye ülkelerin kabul etmediği her göçmen başına 20 bin avro ödemesini öngören kurallar, nitelikli çoğunlukla kabul edildi.

Ancak AB liderleri, 30 Haziran’daki zirvede, Polonya ve Macaristan'ın muhalefeti nedeniyle bir kez daha göç konusunda anlaşamadan masadan kalktı.

Göç, İtalya'nın Lampedusa Adası'nda patlak veren kriz nedeniyle yaz aylarında da AB'nin gündemini meşgul etti. Ada'nın 13-14 Eylül'de 36 saatlik sürede 6 bin kadar düzensiz göçmen almasıyla göç kavgası; Fransa, İtalya, Almanya’nın farklı tutumlarıyla alevlendi.

İsrail-Filistin çatışmasının başladığı ekimde arka arkaya Fransa ve Belçika’da düzenlenen saldırılar, AB’yi alarm durumuna geçirdi.

20 Aralık’ta üye ülkeler ve AP arasında Göç ve İltica Kuralları üzerinde geçici anlaşma sağlandığı, üye ülkelerin onayına sunulana kadar teknik çalışmaların devam edeceği duyuruldu.

YAZ AYLARINDA GÜNDEM DOĞAL AFETLER OLDU

AB'nin yaz aylarındaki bir diğer gündemi doğal afetlerdi. AB'de kayıt altına alınan yangınların en büyüğü Yunanistan'da yaşandı. AB Sivil Koruma Mekanizması aracılığıyla afet bölgesine kurtarma ekipleri sevk edildi.

AB'de birçok ülke, sıcak hava dalgalarıyla mücadele ederken diğer bir kesimde ise seller görüldü.

İsveç, Norveç, Avusturya, Macaristan, Hırvatistan ve Slovenya'da sel, Bulgaristan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İspanya, İtalya, Fransa, Portekiz'de orman yangını tehlikesi nedeniyle alarma geçildi.

GENİŞLEME SÜRÜYOR

AB’ye yeni üyelerin dahil edilmesi konusu da yıl boyunca Birliğin gündeminde yer aldı.

Son zirvede, Ukrayna ve Moldova'yla katılım müzakerelerinin başlamasına karar verilirken Gürcistan'a ise "adaylık" statüsü verilmesi kararlaştırıldı.

Bosna Hersek konusunda da gerekli kriterlerin yerine getirilmesinin ardından katılım müzakerelerinin başlatılabileceği bildirildi, Mart 2024’e işaret edildi.

Batı Balkanlar'daki ülkelerin katılım sürecinin hızlandırılması konusunda da fikir birliğine varıldı.

Diğer yandan Birliğin de kendi içinde 2030’a kadar yeni üyeleri kabul etmek için hazırlanmasında mutabık kalındı.

SAVAŞTA ORTAK TUTUM BELİRLENEMEDİ 

7 Ekim’de başlayan İsrail-Filistin çatışmasının ardından İsrail’in Gazze’ye giderek şiddetlenen ve sivil kayıplara yol açan saldırıları karşısında AB, ortak tutum belirlemek konusunda zorlandı.

Başta AB Komisyonu Başkanı von der Leyen olmak üzere AB liderleri, duruma ilişkin değerlendirmelerinde Gazze'deki can kayıplarını ve giderek kötüleşen insani durumu görmezden gelerek sık sık "İsrail'in kendini savunma hakkı bulunduğu" yönünde açıklamalar yaptı.

Bu durum, AB içerisinde tepkilere neden oldu. Avrupa başkentlerinde birbiri ardına düzenlenen Filistin'e destek gösterilerinde, AB'nin tutumu sert biçimde eleştirildi.

AB liderleri, 7 Ekim’den sonra bir araya geldikleri 3 zirvede de "ateşkes" çağrısı konusunda fikir birliği sağlayamadı.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel, zirvenin ardından yaptığı açıklamada, üye ülkeler arasında çatışmalara verilecek ara ile ilgili farklı görüşler bulunduğunu belirterek "Bir kısmı 'insani duraklama' ve bir kısmı 'insani bir ateşkes' istiyor." demişti.

İrlanda Başbakanı Leo Varadkar da büyük çoğunluğun ateşkesi istediği ancak niteliğinde anlaşılamadığını aktarmıştı.

Zirvenin sonuç bildirisinde, İsrail'in kendini uluslararası hukuk ve insani hukuk çerçevesinde savunma hakkına destek verildiği, AB'nin iki devletli çözüme bağlılığı, Filistin yönetimini ve halkını desteklemeye devam edeceği mesajları verilmişti.