Fransız ve Alman vatandaşlar, Avrupa Parlamentosu'nda (AP) 5 yıl görev yapacak milletvekillerini belirlemek için yapılan seçimlerde, aşırı sağın yükselişinden memnun olmadıklarını belirtti.

AP seçimlerinin sonuçları, 9 Haziran'da belli olurken; aşırı sağcılar, Fransa'da sandıktan birinci parti, Almanya'da ikinci parti olarak çıktı.

Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi (RN), seçimde yüzde 31,37'lik oy toplayarak açık ara farkla iktidar partisi Rönesans'ı geride bıraktı.

Aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) ise geçen döneme göre oylarını 4,9 puan artırarak yüzde 15,9'la ikinci oldu.

Aşırı sağın, Fransa'da ulaştığı oy oranı, ülkede Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Meclisi feshetmesine neden oldu.

Macron'un, ülkenin 30 Haziran ve 7 Temmuz'da erken genel seçime gideceğini duyurması, iktidarın "meşruiyetini" kaybettiğini düşünen muhalefet tarafından memnuniyetle karşıladı.

Ancak ülkede 100 yılın ardından 26 Temmuz-11 Ağustos'ta Paris 2024 Yaz Olimpiyatları'nın olması ve belediyelerin seçimlere hazırlık yapmak için çok az bir süresi olması ülkede tepkiye neden oldu.

AP seçimlerinde oy kullanan yaklaşık her 3 Fransız seçmenden 1'inin aşırı sağcı RN'den yana tercihini yapması, yüksek göçmen asıllı nüfusa sahip olan ülkede endişe kaynağı oldu.

Fransız aşırı sağın, tarihte 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilerle yaptığı işbirliği ve Cezayir Savaşı'ndaki üstlendiği rol, hafızalarda hala tazeliğini koruyor.

Bir yandan aşırı sağa karşı solcuların ittifak olarak seçime katılması için çağrılar yapılırken, diğer yandan aşırı sağcı partiler olası "birlik" konusunda görüşme yaptı.

Ülkenin önde gelen solcu ve çevreci partileri, 30 Haziran'daki erken seçime, "Halk Cephesi" adı altında ortak ittifakla katılacaklarını ve her seçim bölgesinde ortak aday çıkarmak istediklerini duyurdu.

VATANDAŞLAR RAHATSIZ

Paris'teki ünlü Şanzelize Caddesi'nde, genç Fransızşlar ve Alman turistler, AP seçimlerinde aşırı sağın yükselişini değerlendirdi.

23 yaşındaki Vanille isimli Fransız, AP seçimlerinin sonuçlarının kendisini büyük bir hayal kırıklığına uğrattığını belirterek, "Ancak Fransa'da son yıllardaki atmosfer nedeniyle şaşırtıcı değil" dedi.

Vanille, AP seçimlerinde oy kullandığını ve başka sonuçlar görmeyi dilediğini söyledi.

Aşırı sağın bu kadar yüksek bir oy oranı almasını beklemediğini kaydeden Vanille, "Genellikle (aşırı sağa) karşı oy kullanmaktan bahseden insanları gördüm, bu nedenle bu kadar yüksek bir sonuç çıkması beni son derece şaşırttı. Hayal kırıklığına uğradım" diye konuştu.

Vanille, Macron'un Meclisi feshetme kararı almasının da kendisini şaşırttığını söyleyerek, "Bunu neden şimdi yaptığını bilmiyorum çünkü bu kadar yüksek sonuçlardan sonra bunu yapmak daha da tehlikeli. Cumhurbaşkanı'nın ne yaptığı hakkında fikrim yok. Açıkçası bu beni korkutuyor" ifadesini kullandı.

Seçimlerin, Macron ve aşırı sağın koalisyon oluşturmasına neden olacağını düşündüğünü anlatan Vanille, "Bunun ne vereceğini bilmiyorum. İyi geçip geçmeyeceğini bilmiyorum. İyi geçeceğini düşünmüyorum" şeklinde görüş bildirdi.

Vanille, erken seçimlerde oy kullanmaya gideceğini dile getirdi. 

İsmael isimli Fransız öğrenci, "Zaten çok iyi gitmeyen bir Fransa'dayız." diyerek, AP seçimleriyle bu durumun daha da kötüye gittiğine dikkati çekti.

Vatandaşların, RN'ye bu kadar oy vermeden önce daha fazla düşünmesi gerektiği yorumunu yapan İsmael, "(Aşırı sağa) Buna oy vermezdim" dedi.

İsmael, Avrupa ve Fransa'da aşırı sağın yükselişinden memnuniyetsizliğini dile getirerek, "Böyle şeyleri görmek beni mutlu etmiyor. Ailemin büyük bir kısmı Müslüman ve Fransız topraklarında aşırı sağın yükseldiğini görmek beni mutlu etmiyor" ifadelerini kullandı.

Meclisin feshedilmesini beklemediğini söyleyen İsmael, "İyi bir karar olduğunu düşünmüyorum, çünkü bu noktada aşırı sağın dönüşüne (neden) olabilir" dedi.

İsmael, aşırı sağ ve iktidarın koalisyon oluşturacağını düşünmediğini ifade ederek, RN ve Rönesans'ın son derece farklı partiler olduğunu savundu. 

Camelia isimli Fransız öğrenci, AP seçimlerinin sonuçlarının kendisini hayal kırıklığına uğrattığını belirterek, "Bir öğrenci ve Mağripli olarak gelecek için endişe veriyor" dedi.

Özellikle gençlerin oy vermesi için çaba sarf ettiğini anlatan Camelia, aşırı sağın artışının kendisini son derece korkuttuğunu belirtti.

Camelia, Avrupa ve Fransa'da aşırı sağın yükseldiğini gözlemlediklerini söyleyerek, "Böyle devam ederse, son derece ciddi olacak. Eğer vatandaşların bir kısmı (aşırı sağı) takip etmeye devam ederse, bir duvara toslayacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Ailesinin Müslüman ve Mağripli olduğunu aktaran Camelia, "Ailemdeki bazı kişiler için toplumda iyi bir yer bulmak çok zor. Birkaçı ırkçılık mağduru oldu" dedi. 

"TARİH TEKERRÜR EDİYOR"

19 yaşındaki Dana, aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi'nin (AfD) seçimlerdeki sonucunu değerlendirerek, "Tarih yeniden tekkerrür ediyor" dedi.

Dana, Almanya'nın artık kimse için güvenli bir yer olmadığını vurgulayarak, "Ülkede artık kimse kendini güvende hissetmiyor ve bu yüzden üzüntü duyuyorum" ifadesini kullandı.

Komşuları Fransa'da aşırı sağın seçimi kazanmasını üzücü bulduğunu anlatan Dana, "Avrupa'daki her ülke beraber çalışmalı ve doğru kararı almalı. Avrupa'da ırkçılık yükselirse bu çok üzücü olur" diye konuştu.

18 yaşındaki Sarah ise Almanya'da aşırı sağın yükselişini endişe verici bulduğunu kaydederek, AfD partisinin AP seçimlerini 2. olarak tamamladığını, bu partinin "ırkçı" ve kadın karşıtı bir parti olduğunu söyledi.

Sarah, AP seçimlerini kazanan Avrupa'da birçok aşırı sağ parti olmasından endişe duyduğunu dile getirdi.

"FRANSIZ AŞIRI SAĞI DEĞİŞTİ"

Havacılık sektöründe çalışan 23 yaşındaki Fransız Quentin, "Fransa'da ulusun hangi yolu alacağı konusunda görüş ayrılığının olduğu döneme girdik" değerlendirmesini yaptı.

Quentin, şu anda ülke siyasetinin sağ ve aşırı sağdakiler, sol ve aşırı soldakilerin yanı sıra merkezdekiler şeklinde 3'e bölündüğünü anlatarak, "(9 Haziran'da) Ulusal Birlik için pozitif bir oylama olması Fransa'daki değişim isteğini gösteriyor" dedi.

Avrupa'da aşırı sağın yükselişiyle ilgili Quentin, RN partisinin zaman içinde değişime uğradığını ileri sürdü.

Quentin, "göçü kontrol etmenin kötü bir şey olmadığını" savunarak, göçmenleri daha iyi koşullarda ağırlamak adına Fransa'ya daha az göç kabul edilmesinden yana olduğunu kaydetti.