Avrupa sanayisi, lityum ve galyum gibi hayati öneme sahip kritik minerallerde Çin'e olan bağımlılığını kırmak için Japonya modelini kopyalamaya hazırlanıyor.
Financial Times'ın ulaştığı bilgilere göre; aralarında otomotiv devi BMW ve Almanya'nın en büyük silah üreticisi Rheinmetall'in de bulunduğu bir konsorsiyum, devlet destekli yeni bir ham madde alım kurumu oluşturmak için düğmeye bastı.
Cep telefonlarından güdümlü füzelere ve rüzgar türbinlerine kadar modern teknolojinin ihtiyaç duyduğu kritik minerallerin %70'i Çin'de çıkarılıyor ve %90'ı yine Çin'de işleniyor. Pekin yönetimi, bu tekel konumunu Batı'ya karşı siyasi ve ticari bir silah olarak kullanmaktan çekinmiyor.
Geçtiğimiz yıl ABD ile yaşanan gümrük krizinin ardından Çin, Avrupa'ya yönelik nadir toprak elementi ihracatını kısıtladı ve Almanya'ya yapılan tedarik sadece 2 ay içinde yarı yarıya düştü.
Avrupa Sayıştayı, AB'nin rüzgar türbini mıknatıslarında %93 oranında Çin'e bağımlı olduğunu ve bu durumun 2030 yılı "yeşil enerji" hedeflerini doğrudan tehlikeye attığını raporladı.
MASADAKİ ÇÖZÜM: JAPONYA'NIN 'JOGMEC' MODELİ
Alman şirketlerin önerdiği ve federal hükümetin de azınlık hissesiyle katılabileceği yüz milyonlarca avroluk bu yeni aracılık kurumu, doğrudan Japonya'nın başarısından ilham alıyor.
Japonya, JOGMEC (Japonya Metal ve Enerji Güvenliği Örgütü) adlı devlet kurumu sayesinde sadece on yıl içinde Çin'e olan bağımlılığını %90'dan %58'e düşürmeyi başardı.
JOGMEC, sadece projeleri finanse etmekle kalmıyor; aynı zamanda şirketlere %75'e varan yatırım risk sigortası ve diplomatik destek sağlayarak küresel maden projelerine (örneğin Avustralya'daki Lynas Rare Earths madeni) ortak olmalarının önünü açıyor.
AVRUPA'NIN HEDEFLERİ NE KADAR GERÇEKÇİ?
Avrupa Birliği, 2024 yılında kabul ettiği Kritik Mineraller Yönetmeliği (CRMA) ile 2030 yılına kadar bu madenlerin en az %10'unu kendi topraklarında çıkarmayı, %40'ını işlemeyi ve %25'ini geri dönüştürmeyi hedefliyor. Ancak uzmanlar tablonun pek parlak olmadığını belirtiyor:
Brüksel Jeopolitik Enstitüsü'ne (BIG) göre AB şu anda bu minerallerin sadece %1'ini geri dönüştürebiliyor.
Avrupa içindeki yavaş izin prosedürleri, ağır bürokrasi ve maden projelerine karşı yerel halkın gösterdiği çevreci direniş, 2030 hedeflerini "gerçek dışı" kılıyor.