Fransa ve İspanya arasına sıkışmış, Avrupa’nın en küçük ülkelerinden biri olan Andorra'nın başkenti, modern ulaşım ağlarının tamamen dışında. Coğrafi engeller ve sarp arazi yapısı nedeniyle ne bir havalimanı inşa edilebiliyor ne de bir tren hattı çekilebiliyor. Uluslararası gezginler, Barselona veya Toulouse’dan saatlerce süren karayolu yolculuğunu göze alarak bu kente girmeye çalışıyor.
SADECE DAĞ YOLLARIYLA GİRİLEBİLİYOR
Şehirde ticari bir uçuş pisti bulunmadığı gibi en yakın tren istasyonu bile başka bir ülkenin sınırları içinde kalıyor. Bu lojistik engel, Andorra la Vella'yı dünyanın en izole ama aynı zamanda en merak edilen noktalarından biri haline getiriyor.
VERGİSİZ ALIŞVERİŞ CENNETİ
Ulaşım bu kadar zor olmasına rağmen kenti her yıl milyonlarca kişinin ziyaret etme sebebi ekonomi. Andorra, uyguladığı gümrüksüz satış politikasıyla "alışveriş cenneti" olarak biliniyor. Parfümden teknolojiye, alkolden dünyaca ünlü giyim markalarına kadar her şeyin vergisiz satılması, komşu ülkelerden binlerce insanın sadece alışveriş yapmak için dağ yollarını aşmasını sağlıyor.
AVRUPA'NIN EN YÜKSEK BAŞKENTİ
Avrupa’nın en yüksek başkenti olan şehir, sadece ucuz alışveriş değil, aynı zamanda tertemiz dağ havası ve kış sporları imkanı da sunuyor. 16. yüzyıldan kalma taş binaları ve Romanesk kiliseleriyle tarih meraklılarını cezbeden Andorra la Vella, ulaşım imkansızlıklarını sahip olduğu bu benzersiz avantajlarla kapatıyor.