Laura Sides, babasının 40'lı yaşlarında teşhis aldığı nadir bir erken başlangıçlı Alzheimer türüyle ilişkili geni taşıyıp taşımadığını öğrenmek için yıllarca bekledi. Sonunda yaptırdığı test, geni miras aldığını gösterdi.
BBC Radio 4'te yayımlanan “Life Changing” programında Dr. Sian Williams'a konuşan Sides, sonucun ardından yaşadıklarını şöyle anlattı: “Öfkeliydim. Bunun çok adaletsiz olduğunu hissettim. Artık nasıl yaşamam gerektiği konusunda çok şaşkındım. Bu bilgiyle nasıl yaşanır ki?”
BABASINA BAKMAK İÇİN ÜNİVERSİTEDEN AYRILDI
Pratisyen hekim olan babasını “inanılmaz derecede ilgili bir baba” olarak tanımlayan Laura, Alzheimer belirtileri ağırlaşınca ona bakmak için üniversiteden ayrıldı. Birlikte deniz fenerlerine yaptıkları gezileri, bardak altlığı koleksiyonlarını ve bakım sırasında paylaştıkları güzel anları hatırlıyor.
Babasıyla hastanede bulunduğu sırada bir doktor, Laura'ya “Londra varyantı” olarak bilinen bu erken başlangıçlı Alzheimer türüne yakalanma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu söyledi. Ancak o dönemde babasının bakımına odaklanan Laura, kendi hastalık ihtimalini düşünmekten uzak durdu.
Babası, annesinin ölümünden bir yıl sonra, 2009'da hayatını kaybetti. Laura bunun ardından tek başına dünya turuna çıktı ve turun sonunda Avustralya'nın Melbourne kentine yerleşti.
ALTI AY DANIŞMANLIK, ALTI HAFTA SONUÇ BEKLEYİŞİ
Babasının hastalığının kendisinde de ortaya çıkabileceği düşüncesi Melbourne'de yeniden gündemine geldi. Laura, 2013'te bir uzmana başvurdu. Uzman, genetik testin hastalığı kalıtsal olarak alıp almadığını yüzde 99,99 kesinlikle belirleyebileceğini söyledi.
Doktorun Laura'ya aktardığına göre, geni taşıması halinde beyindeki gerilemenin 46 ila 48 yaşları arasında başlaması bekleniyordu. Laura başlangıçta bunu öğrenmeye hazır olmadığını düşündü. Ancak 30'lu yaşlarına girerken kararını değiştirdi.
Testten önce altı aylık bir genetik danışmanlık sürecinden geçti. Ardından sonuç için altı hafta bekledi. Sonucun açıklandığı gün son derece gergin olduğunu söyleyen Laura, geni taşıdığını öğrendiğinde ilk anda belirgin bir tepki veremediğini anlattı.
“O odadan çıktığımda arkadaşım histerik bir şekilde ağlamaya başladı” diyen Laura, birlikte öğle yemeğine gittiklerini ve yaşananların etkisini henüz tam olarak kavrayamadığını söyledi.
“BU BENİ GECELERİ UYKUSUZ BIRAKMIYOR”
Sonucu öğrendikten sonra, özellikle kız kardeşinin hamile olması nedeniyle İngiltere'ye dönmek istedi. Test öncesinde ve sonrasında tıbbi deneylere katılması ise dünya çapındaki seyahatlerinin sürmesini sağladı. Bu çalışmalara katılmayı, olumsuz bir durumun içinde olumlu bir deneyim olarak gördüğünü anlattı.
Laura şimdi 43 yaşında; doktorların belirtilerin başlayabileceğini tahmin ettiği yaş aralığının başlangıcına üç yıl var. Geleceğe ilişkin duygularını, “Bir şeylerin beni derinden etkilemesini bekliyorum. Sanırım bir gün düşüşe geçmeye başlayacağım ama bu beni geceleri uykusuz bırakmıyor” sözleriyle aktardı.
Taşıdığı geni yeni tanıştığı insanlara ne zaman söyleyeceği de hayatındaki güçlüklerden biri. Buna rağmen sevilebileceğini gördüğünü belirten Laura, bunun kendisine güven ve sevinç verdiğini söyledi.
Bir gün anne olmayı düşündüğünü, ancak artık bunun adil olmayacağına inandığını da anlattı. Bu kararın zorluğunu, “Yapabileceğimden hiç şüphe duymadığım ve yapmak istediğim çok az şeyden biriydi” sözleriyle dile getirdi.
Laura için artık büyük hedeflerden çok, sevdiği ve yanında kendisini güvende hissettiği insanlarla zaman geçirmek önemli. Doğada olmayı ve suya dalmayı sevdiğini söyleyen Sides, hayata bakışını şöyle özetledi: “Çok klişe gelebilir ama... Gerçekten de küçük şeylerin büyük şeyler olduğuna inanıyorum.”