Her şey, Daniella Santoro ve kocası Aaron Lorenz'in, New Orleans'ın Carrollton semtindeki tarihi evlerinin bahçesini temizlemeye karar vermesiyle başladı. Çalılıkları kaldıran çift, üzerinde Latince yazıtlar bulunan ağır bir mermer blokla karşılaştı. Aynı zamanda Tulane Üniversitesi'nde antropolog olan Santoro, levhanın şehrin tarihi mezarlıklarından birine ait olduğunu düşünerek New Orleans Üniversitesi'nden meslektaşı Profesör D. Ryan Gray ile iletişime geçti. Ancak gerçek, tahmin edilenden çok daha büyüktü.
42 yıl yaşamış
Profesör Gray, yazıtı çözmek için Avusturya’daki Innsbruck Üniversitesi ve Tulane'deki uzmanlardan yardım istedi. Yapılan bağımsız incelemeler sonucunda, taşın MS 2. yüzyılda yaşamış olan Sextus Congenius Verus isimli bir Roma askeri denizcisine ait cenaze yazıtı olduğu kesinleşti.
Mermer blok üzerindeki Latince yazıtta tam olarak şu ifadeler yer alıyordu:
“Ölülerin Ruhlarına; Trakya'nın Bessi kabilesinden, 42 yıl yaşamış ve 22 yılını Asclepius adlı savaş gemisinde asker olarak geçirmiş olan Misenensis muhafız filosunun askeri Sextus Congenius Verus için... Mirasçıları Atilius Carus ve Vettius Longinus, buna fazlasıyla layık olan anısı için bunu yaptılar.”
Araştırmanın seyrini değiştiren asıl şok ise bu taşın zaten antropoloji dünyasında kayıtlı olmasıydı. Müze kayıtları incelendiğinde, bu nadide parçanın İtalya'nın Civitavecchia kentindeki şehir müzesinde sergilenirken ortadan kaybolduğu anlaşıldı.
FBI sanat suçları ekibi devreye girdi
Taşın kimliğinin tespit edilmesinin ardından FBI Sanat Suçları Ekibi hemen harekete geçti. Yaklaşık 30 santimetre genişliğindeki tarihi eser, koruma altına alınarak İtalya’ya iade süreci başlatıldı. ABD ile İtalya arasındaki kültürel varlıkların korunması anlaşması kapsamında yürütülen geniş çaplı operasyonlar sonucunda, New Orleans'ta bulunan bu taşla birlikte toplam 337 tarihi eser 29 Nisan 2026 tarihinde Roma'da İtalyan yetkililere resmen teslim edildi.
Peki, bu antik parça İtalya'daki bir müzeden New Orleans'taki bir evin bahçesine nasıl gelmişti? Tulane Üniversitesi'nden Susann Lusnia, araştırmayı İtalya'ya taşıdı. Civitavecchia'daki müzenin, 1943 ve 1944 yıllarında Müttefik Devletler'in bombalama saldırıları sırasında yıkıldığı ve koleksiyonların savaş kaosunda yağmalandığı ya da kaybolduğu ortaya çıktı.
Aynı dönemde, Roma'yı kurtaran ABD Beşinci Ordusu'nun 34. Tümeni'nin bu bölgeden geçtiği belirlendi. Bu durum, taşın bir Amerikan askeri tarafından ülkeye getirilmiş olma ihtimalini en güçlü senaryo haline getirdi.
"Ben sadece bahçe dekoru sanmıştım"
Gizemi tamamen çözen ise yerel basında çıkan haberler oldu. Evin eski sahiplerinden Erin Scott O'Brien, haberleri görünce şaşkınlığını gizleyemedi ve araştırmacılarla iletişime geçti. O'Brien, yirmi yıl önce yeni aldığı evin bahçesinde ağaç dikerken bu taşı dekorasyon amaçlı oraya yerleştirdiğini itiraf etti:
"Ben bunun sadece sıradan bir sanat eseri olduğunu düşünmüştüm. 2000 yıllık bir kalıntı olduğundan tamamen habersizdim."
O'Brien’ın büyükbabası Charles Paddock Jr.'ın II. Dünya Savaşı sırasında ABD Ordusu'nda görev yaptığı ve bir süre İtalya'da konuşlandığı öğrenildi. 1946'da İtalyan eşi Adele ile New Orleans'a dönen Paddock, taşı yıllarca evindeki bir dolapta saklamıştı. Büyükbabanın vefatının ardından taş torununa geçmiş, torunu ise onu bir bahçe süsü olarak toprağa gömmüştü.
Savaş kahramanı Paddock'un bu taşı İtalya'daki enkazdan nasıl çıkardığı, satın mı aldığı yoksa hatıra olarak mı yanına aldığı hala bir sır. Ancak 2000 yıl önce bir Roma denizcisi için dikilen mezar taşı, okyanus aşırı 80 yıllık bir maceranın ardından bugün ait olduğu topraklarda, İtalya’da yeniden huzura kavuştu.