Şehir hayatında balkon bahçeciliğine olan ilginin artmasıyla birlikte, dekoratif amaçlı yetiştirilen zeytin fidanları aynı zamanda fonksiyonel bir sağlık kaynağına dönüşüyor. Uzmanlar, zeytin ağacının meyvesi kadar yapraklarının da yüksek oranda bulunan oleuropein bileşiği sayesinde güçlü bir bağışıklık destekçisi olduğunu vurguladı. 

HAZIRLAMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KURALLAR VAR 

Zeytin yaprağının içindeki etken maddelerden maksimum verim alabilmek için hazırlama sürecinde belirli kurallara uyulması gerekiyor. Bitki bilimcilerin önerdiği standart uygulama süreci şu aşamalardan oluşuyor: Budama döneminde seçilen sağlıklı ve canlı yapraklar, yıkandıktan sonra doğrudan güneş ışığına maruz kalmayan, havadar bir alanda tamamen kurutuluyor.

Yaprakların acılaşmasını ve besin değerini kaybetmesini önlemek amacıyla, kaynatma yerine demleme yöntemi tercih ediliyor. Bir bardak kaynamış suya ilave edilen 5-6 adet kurutulmuş yaprağın 10 dakika süreyle demlenmesi yeterli görülüyor.

HÜCRELERİ YENİLİYOR 

Zeytin yaprağı çayı, fitoterapide (bitkilerle tedavi) sahip olduğu antiviral ve antibakteriyel özelliklerle öne çıkıyor. Hücre yenilenmesini destekleyen antioksidan yapısının yanı sıra, geleneksel kullanımda kan şekerini dengeleme ve tansiyonu düzenleme süreçlerine yardımcı olduğu kaydediliyor.

UZMANLARDAN UYARI 

Doğal bir takviye olmasına rağmen, zeytin yaprağı çayının güçlü bir bileşen olduğu hatırlatılıyor. Tansiyon ve kan şekerini düşürücü etkisi nedeniyle; düşük tansiyon hastalarının, gebelik ve emzirme dönemindeki kadınların, düzenli ilaç kullanan bireylerin bu çayı tüketmeden önce mutlaka bir tıp uzmanına danışmaları gerektiği önemle belirtildi.