İlişki uzmanları ve psikologlar, modern ilişkilerin en büyük çıkmazlarından birini masaya yatırdı: Bazı kadınların, kendileri için en kötü, en yıpratıcı seçim olacağını bile bile narsist erkeklere karşı karşı konulmaz bir çekim duyması.
Narsist bireyler, ilk etapta büyüleyici görünseler de zamanla partnerlerinin özgüvenini sinsice zedeler, onlara güvensizlik ve aşağılık duyguları aşılar. Yapılan hiçbir şeyin hiçbir zaman yeterince iyi olmadığını hissettiren bu toksik döngü, kurbanın ruhsal enerjisini tamamen tüketebilir.
Psikoloji dünyasından gelen son analizlere göre, kendinizi tekrar tekrar aynı narsist girdabın içinde buluyorsanız, bu durum sadece bir tesadüf değil; kendi kişilik özelliklerinizden kaynaklanan sinsi bir çekim merkezi olabilir.
1. Kronik "kurtarıcı" rolü (Beyaz atlı prenses sendromu)
İhtiyaç sahibi birine yardım etmek, empati kurmak insani bir erdemdir. Ancak sorun, girdiğiniz her ilişkide kendinizi partnerinizi "iyileştirmek, düzeltmek veya kurtarmak" zorunda hissettiğinizde başlar. Eğer içinizde bastıramadığınız bir kurtarıcı potansiyeli varsa, narsistler için biçilmiş kaftansınız demektir. Çünkü narsistler, kendi derin travmalarını ve egolarını sizin bu sonsuz fedakarlık duygunuzla beslemeyi çok iyi bilirler.
2. Arka planda kalma ve "ast" rolünü kabullenme eğilimi
Narsist erkekler, ilişkide eşitlik ilkesini asla kabul etmezler. Onların dünyasında sadece bir lider ve o liderin parlamasına hizmet eden "astlar" vardır. Bu nedenle narsistler, genellikle kendi hakimiyetlerine izin verecek, arka planda kalmaya gönüllü kadınları hedef seçerler. Kendilerinin toplum içinde öne çıkmasına, saygı görmesine yardım edecek ama asla rollerini çalmayacak bir eş ararlar. Bu uysallık ve boyun eğme eğilimi, narsist için kusursuz bir avlanma alanıdır.
3. Gösterişin ve illüzyonist yaşam tarzının cazibesi
Narsistler genellikle kalabalığın arasından sıyrılan, ilginç bir çevreye sahip, dışarıdan bakıldığında herkesin hayalini kurduğu "kusursuz ve heyecanlı" hayatı yaşayan aktörler gibidir.
Özellikle şov dünyasındaki aktörler ve şarkıcılar gibi birçok ünlü figürün psikolojide aşırı narsist olarak tanımlanması tesadüf değildir. Karizmalarıyla avlarını hızla kendilerine çekerler. Asıl tehlike ise, kadın bu ışıltılı ve gösterişli yaşam tarzına bağımlı hale geldiğinde başlar; zira arkadaki maske düşüp zehirli karakter ortaya çıksa bile kadının bu sahte cenneti terk etmesi çok zor olur.
4. Aşırı empati yeteneği (Narsistlerin en sevdiği av)
Sınır tanımayan, aşırı güçlü bir empati yeteneğine sahip olan kadınlar, narsist avcılar için adeta birer enerji kaynağıdır. Narsistler kiminle dans ettiklerini çok iyi bilirler ve sempatik, vicdanlı insanları ağlarına düşürene kadar gerçek yüzlerini ustaca gizlerler.
Bu ilişkilerde kadın her seferinde, "Bu ona değişmesi için verdiğim son şans" dese de, narsist manipülasyonlarla aynı bencil davranışlarına devam eder. Duygusal sınır çizemeyen empatik kadınlar ilişkiyi bitirmekte zorlandıkça; narsist partner, kadının ruhsal enerjisini, öz saygısını ve yaşama sevincini yavaş yavaş elinden alır.