Araştırmacılara göre yeni tasarım, hem doğal yalıtım özelliğinden yararlanıyor hem de yüzey alanını artırarak sıcaklığın daha hızlı uzaklaştırılmasını sağlıyor. Geliştirilen karoların özellikle sıcak ve nemli iklime sahip bölgelerde enerji tüketimini azaltabilecek çevre dostu bir çözüm sunması hedefleniyor.
FİL DERİSİNİN KIRIŞIK YAPISI ÖRNEK ALINDI
Karoların üretiminde istiridye mantarının miselyumu, bambu talaşı, yulaf ve su kullanıldı. Karışım, fil derisinin kırışık dokusunu taklit eden altıgen kalıplara yerleştirildi ve yaklaşık dört hafta boyunca kontrollü ortamda büyütüldü. Son aşamada ise düşük sıcaklıkta kurutularak dayanıklı bir yapı malzemesine dönüştürüldü.
Fil derisindeki girinti ve çıkıntılar, suyu yüzeyde tutarak buharlaşmayı artırıyor ve hayvanın vücut sıcaklığını dengelemesine yardımcı oluyor. Araştırma ekibi de aynı prensibi yapı malzemesine uyarlayarak karoların daha etkili ısı yönetimi sağlamasını amaçladı.

TESTLERDE DAHA YÜKSEK SOĞUTMA PERFORMANSI GÖSTERDİ
Laboratuvar deneylerinde fil derisinden ilham alan yüzeye sahip karoların, düz yüzeyli miselyum karolara göre yaklaşık yüzde 25 daha iyi soğutma performansı gösterdiği belirlendi. Yağmurun simüle edildiği testlerde ise bu performansın yaklaşık yüzde 70 daha arttığı tespit edildi. Araştırmacılar bunu, karonun yüzeyinde su damlalarının daha uzun süre kalarak buharlaşma yoluyla ek soğutma sağlamasına bağlıyor.
Araştırma ekibi şimdi bu biyomalzemeyi gerçek bina cephelerinde test etmeye hazırlanıyor. Mekanik dayanıklılığın artırılması ve farklı mantar türlerinin kullanılmasıyla malzemenin uzun ömürlü hale getirilmesi üzerinde de çalışmalar sürüyor.