Discoverwildlife tarafından yayımlanan güncel veriler, Nil Nehri’nin biyolojik çeşitliliğini ortaya koydu. Victoria Gölü ve Ruwenzori Dağları’ndan doğan Beyaz Nil ile Etiyopya’dan gelen Mavi Nil’in birleşmesiyle oluşan dev nehir, Akdeniz’e dökülene kadar pek çok farklı iklim kuşağını besledi.
CANLILAR İÇİN HAYATİ BİR KAYNAK
Nehir, sadece tarımsal faaliyetler için değil, kıyı şeridinde yaşayan yüzlerce kara canlısı için de hayati bir kaynak haline geldi. Nil ekosisteminin en dikkat çekici sakini ise 6 metre uzunluğa ve yarım ton ağırlığa ulaşabilen Nil timsahı (Crocodylus niloticus) oldu.
DEV YIRTICILAR PUSUYA YATTI
Afrika’nın en büyük timsah türü olan bu canlıların, su aygırı gibi iri avları etkisiz hale getirebilen 60’tan fazla dişe sahip olduğu saptandı. Araştırmalar, bu yırtıcıların avlarını su yüzeyinde sadece göz ve burun delikleri görünecek şekilde günlerce sabırla beklediğini kanıtladı.
Korkutucu ününün aksine, Nil timsahlarının sürüngenler dünyasında nadir rastlanan bir ebeveynlik içgüdüsüne sahip olduğu belirlendi. Dişi timsahlar, 80 adede kadar bıraktıkları yumurtaların başında üç ay boyunca kuluçkaya yattı.
SÜRÜNGENLERDE ŞAŞIRTAN ŞEFKAT
Bu süre zarfında yuvayı sadece kısa süreliğine terk eden dişilere, avcıları uzaklaştırmak için erkek timsahlar eşlik etti. Bu düzeydeki bakım, yumurtalarını bırakıp uzaklaşan diğer sürüngen türlerinden ayrılan en net özellik olarak kaydedildi.
Nil Nehri'nin 6 bin 650 kilometrelik uzunluğu, onu geleneksel olarak dünyanın en uzun nehri konumunda tuttu. Ancak bazı bilim insanları, Güney Amerika’daki Amazon Nehri’nin ölçüm kriterlerine göre daha uzun olduğunu iddia ederek bu unvanı tartışmaya açtı.