Japonya’nın Nagasaki kıyılarının açıklarında yer alan Hashima Adası, uzaktan bakıldığında dev bir savaş gemisini andırdığı için “Battleship Island” (Savaş Gemisi Adası) olarak anılıyor. Bu çarpıcı görüntünün ardında, yalnızca terk edilmiş bir yerden öye sanayileşme, göç ve insan hikâyeleriyle dolu bir geçmiş yatıyor.
BİR ZAMANLAR YOĞUN BİR ŞEHİR HAYATI VARDI
Hashima, kömür madenciliğinin altın çağında yaklaşık 5.300 kişilik nüfusa ulaştı. Bu sayı, adanın yüzölçümü düşünüldüğünde onu dünyanın en yoğun yerleşimlerinden biri haline getirdi.
Ada yalnızca bir maden sahası değildi. Beton apartmanlar, okullar, hastane, dükkanlar ve sosyal yaşam alanlarıyla tam anlamıyla kendi kendine yeten küçük bir şehir kurulmuştu. Aileler burada yaşıyor, çocuklar eğitim görüyor, işçiler ise yerin metrelerce altında çalışıyordu.
ENERJİ DEĞİŞTİ, HAYAT DURDU
Hashima’nın kaderi, Japonya’nın enerji politikalarındaki değişimle birlikte tamamen tersine döndü. Kömürün yerini petrol almaya başlayınca ada ekonomik önemini hızla kaybetti.
1974 yılında madenin kapanmasıyla birlikte ada kısa sürede tamamen boşaltıldı. Bir zamanlar kalabalık olan sokaklar, okul koridorları ve evler sessizliğe gömüldü.
ŞİMDİLERDE TERK EDİLMİŞ BİR BETON LABİRENTİ
Günümüzde Hashima’da kimse yaşamıyor. Beton yapılar, yıllar boyunca rüzgârın, tuzlu deniz suyunun ve doğanın etkisiyle yıpranmış durumda. Bu haliyle ada, dünyanın en etkileyici terk edilmiş yerlerinden biri olarak görülüyor.
TURİZME SINIRLI OLARAK AÇIK
2009 yılından itibaren Hashima, kontrollü şekilde turizme açıldı. Bugün ziyaretçiler belirli yürüyüş yollarından adayı gözlemleyebiliyor. Öte yandan bu yapıların çoğuna, güvenlik riski nedeniyle giriş yasak.