Koç Topluluğu’nun 100. yılı bu kez bir sergiyle taçlandı… “Yerli Sanayi, Uluslararası İtibar” sergisi, Rahmi M. Koç Müzesi’nin Mustafa V. Koç Binası’nda ziyarete açıldı…

100 yıllık hikâye, ‘100’ şeklindeki kapıdan içeri girer girmez başlıyor… Kronolojik bir kurguyla hazırlanan sergi 1926’dan günümüze uzanıyor.

TARİHSEL BELGELER

Erken Cumhuriyet dönemindeki ilk yerli sanayi girişimlerinden küresel pazarlara açılan teknoloji yatırımlarına kadar uzanan süreç; nadir arşiv belgeleri, dönem fotoğrafları ve nesnelerle anlatılyor…

Vitrinlerde aşina olduğumuz pek çok eşya yer alıyor. Bir evin ilk buzdolabı, tarlaya giren bir traktör, yola çıkan bir otomobil gibi… Dolayısıyla Topluluğun sanayi yolculuğunu adım adım izlerken geçmişimizden izler de buluyoruz sergide…

Nitekim Rahmi M. Koç Müzesi’nin Genel Müdürü Mine Sofuoğlu, serginin sanayi tarihini gündelik hayatın hafızasıyla birlikte ele aldığını belirtiyor: “Bir zamanlar gündelik hayatın sıradan bir parçası olan nesneler, yıllar sonra bir dönemin üretim kültürünü, teknik bilgisini ve emeğini anlatan tarihsel belgelere dönüşüyor. Bu sergiyle yüz yıllık üretim yolculuğunu, insanların hayatında bıraktığı izlerle birlikte gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyoruz” diyor…

Mine Sofuoğlu - Eğitim, sağlık, kültür ve bilim alanlarındaki çalışmalar da Koç Topluluğu’nun bir asırlık geçmişinin toplumsal boyutunu oluşturan başlıklar arasında yer alıyor.

Kaynak olarak ekle

1990’ların Türkiyesi’nden bir kent  

Serginin ilgi çekici bölümlerinden biri İnanç Benlioğlu’nun yaptığı 1/18 ölçekli diorama… 1990’ların Türkiye’sini izliyoruz burada da. Benlioğlu; sokakları, dükkânları, apartmanları, taşıtları ve reklam panolarıyla 1990’ların Türkiye’sinden tanıdık bir kent görünümünü canlandırmış. Dioramada Koç Topluluğu’nun markalarının; dönemin gündelik yaşamındaki yerini ayrıntılarla görünür kılıyor. Küratör Zeynep Teker, neden 90’ların seçildiğini anlatırken Koç Topluluğu markalarının o dönemde farklı sektörlerde gündelik hayata iyice yerleşmiş olmasına değinerek ‘’Bu yılların ziyaretçiler için taşıdığı hatıralar da önemli. Bir kuşak kendi yaşadıklarını bulabilir burada’’ diyor.

Buzdolabı ve çamaşır makinesi gibi ev aletleri, traktörler ve otomobiller serginin sanayi tarihini gündelik hayatla ilişkilendiren unsurları arasında yer alıyor.

Başlangıç: 1926 Ankara

Her şey Vehbi Koç’un babasından devraldığı o küçük dükkanı Ankara Ticaret Odası’na kaydettirdiği 1926 belgesiyle başlıyor. Sararmış o kayıt defterinin fotokopisi, o dönemin faturaları, el yazması mektuplar. Ticaretle başlayan bir hikaye…  

Sonra 1928’de Ford ile yapılan ilk acentelik anlaşması otomotiv işlerinin başlangıcı oluyor. Ticaretin yanına zamanla üretim ekleniyor. Sonra 1950’lere geliyorsunuz... Burası serginin kalbi… Zira müzedeki anlatının ağırlık merkezini Türkiye’de özel sektör yatırımlarıyla sanayileşmenin hız kazandığı 1950’li yıllardan günümüze uzanan dönem oluşturuyor.

Sergi, 7 Şubat 2027’ye kadar ziyaret edilebilecek.

Ve ilkler...

Koridorda ilerledikçe hayat değişiyor. Bir tarafta General Electric ile kurulan o ilk ampul fabrikasının ampulü... Hemen karşısında Türk DemirDöküm’ün döküm sobası, Arçelik’in o ilk buzdolabı… Nostaljik, köşeleri yuvarlak, tek kapılı. Biraz ileride bir ev mutfağı canlandırması var. O buzdolabı, yanındaki ilk çamaşır makinelerinden biri. Karşı duvarda reklam afişleri…

Sonra tarlaya geçiyorsunuz. Ortada kırmızı bir traktör. Etrafında siyah-beyaz fotoğraflar: Traktörün ilk defa köyüne geldiğini gören çiftçilerin şaşkın      

bakışları...  Ve yol... İlk Otosan montaj hattından çıkan Anadol’un direksiyonu, Ford Transit’in minyatürü. Yola çıkan bir otomobil sadece bir araba değil, o yıllarda bir ülkenin özgürleşme hikayesiymiş, onu anlıyorsunuz.