Bir dönem cep telefonu pazarında mutlak bir hakimiyet kuran ancak akıllı telefon devrimini ıskalayarak sahneden çekilen Finlandiyalı teknoloji lideri Nokia, adeta küllerinden doğdu. Ocak 2025 itibarıyla akıllı telefon üretimine tamamen ve kesin olarak son verdiğini duyuran şirket, tüketici pazarından elini çekmesine rağmen küresel teknoloji ekosisteminin en çok kazanan aktörlerinden biri olmaya devam ediyor. Bugün vitrinlerde Nokia logolu telefonlar yer almıyor belki ama şirket, küresel bağlantının görünmez mimarisi olan telekomünikasyon altyapısı ve devasa patent portföyü sayesinde her yıl milyarlarca dolarlık bir nakit akışı sağlıyor.

TÜKETİCİDEN ALTYAPI MODELİNE KESKİN DÖNÜŞ

Nokia’nın bugünkü finansal gücünün arkasında artık bireysel kullanıcılar değil, Vodafone, T-Mobile ve Orange gibi küresel telekomünikasyon devleri yer alıyor. Şirket, B2B yani şirketler arası modeline keskin bir dönüş yaparak odağını tamamen altyapı üretimine kaydırdı. Dünya genelindeki 5G baz istasyonları, yönlendiriciler ve optik ağ altyapılarının en büyük tedarikçilerinden biri haline gelen Nokia, yapay zeka teknolojilerindeki patlamayı da arkasına aldı. Veri merkezlerinin şebeke altyapılarını optimize ederek yeni bir büyüme ivmesi yakalayan şirket, telekom ağlarını daha akıllı ve yazılım odaklı hale getirmek için yapay zeka çipleri devi Nvidia gibi aktörlerle stratejik iş birliklerini artırıyor.

TEKNOLOJİ DEVLERİ NOKİA'YA KİRA ÖDÜYOR

Şirketin en sessiz ama en kazançlı güç kaynağı ise elinde bulundurduğu devasa entelektüel sermaye olarak öne çıkıyor. Akıllı telefonların ve hücresel ağların temel çalışma prensiplerini oluşturan binlerce kritik patent halen Finlandiyalı şirketin elinde bulunuyor. Bu durum, akıllı telefon pazarının bugünkü liderleri olan Apple, Samsung, Microsoft ve Oppo gibi devlerin, ürettikleri cihazlarda bu bağlantı teknolojilerini kullanabilmek için her yıl Nokia’ya milyarlarca dolar lisans ücreti ödemesini gerektiriyor. Yani Nokia, telefon üretmek zorunda kalmadan rakiplerinin satışlarından devasa bir pasif gelir elde ediyor.

Geleceğe yönelik büyüme planlarında ise gözler 2030 yılına çevrilmiş durumda. Küresel ağların hızla yazılım merkezli ve yapay zeka odaklı sistemlere evrilmesiyle birlikte Nokia, özellikle yapay zeka destekli RAN yani Radyo Erişim Ağı teknolojilerine devasa yatırımlar yapıyor. Pazar araştırmalarıyla tanınan danışmanlık şirketi Omdia’nın verilerine göre, yapay zeka entegreli bu yeni nesil altyapı pazarı 2030 yılına kadar 200 milyar dolarlık muazzam bir hacme ulaşabilir ve Nokia bu yeni dalganın da en güçlü lider adayı olarak görülüyor.

TEKNOLOJİ DEVİ DOKUNMATİK EKRANA YENİLDİ

Nokia'nın bugünkü altyapı başarısı, aslında geçmişte ödediği ağır bedellerin ve aldığı radikal derslerin bir sonucu. Şirket, 1998 yılında Motorola’yı tahtından indirerek dünyanın en büyük telefon üreticisi olmuş, efsanevi 3310 modeliyle dayanıklılığın simgesi haline gelmiş ve 250 milyon satan 1100 modeliyle dünya tarihinin en çok satan telefonuna imza atmıştı. Günde 400 bin cihaz üreten bir devin çöküşü ise bir dizi stratejik hata ile geldi.

Kaynak olarak ekle

2007 yılında Apple'ın iPhone ile başlattığı dokunmatik ekran devrimi, Nokia üst yönetimi tarafından gelip geçici bir heves olarak değerlendirildi. Rakipleri hızla yükselen Android işletim sistemine geçerken Nokia, hantal kalan Symbian sisteminde diretti. 2011 yılında yapılan gecikmeli bir manevrayla Microsoft'un Windows Phone işletim sistemine geçilip Lumia serisi çıkarılsa da, bu ekosistemin popüler sosyal medya uygulamalarını desteklememesi son darbe oldu.

Birkaç yıl içinde küresel pazar payı yüzde 49'dan yüzde 3'e çakılan Nokia, 2013-2016 yılları arasında telefon bölümünü Microsoft'a devrederek tüketici arenasından tamamen çekilmek zorunda kaldı. Bugün gelinen noktada Nokia, akıllı telefon savaşını kaybetmiş olsa da, o telefonların çalışmasını sağlayan görünmez ağların ve patentlerin hakimi olarak küresel teknoloji dünyasına yön vermeyi sürdürüyor.