İngiltere’nin Middlesbrough kentinde, adeta zaman kapsülünden çıkmış bir botanik keşfe imza atıldı. Bakımsızlık ve yabani otlar yüzünden kaderine terk edilmiş eski bir doğa koruma alanında (Nature's World), Orta Çağ Avrupa’sında fırtınalar estiren 3 nadir muşmula ağacı gün yüzüne çıkarıldı.

Middlesbrough Çevre Şehri (MEC) bünyesindeki bahçecilik ekibi tarafından yapılan bu keşif, unutulmaya yüz tutmuş bir tarım mirasını yeniden gündeme taşıdı.

POPÜLERLİĞİN ZİRVESİNDEYDİ AMA HAFIZALARDAN SİLİNDİ

Tarihsel kökleri yüzlerce yıl öncesine dayanan muşmula ağaçları, geleneksel meyve bahçelerinin vazgeçilmeziydi. 1600'lü yıllarda popülerliğinin zirvesini yaşayan bu özel tür, modern tarım alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte 1950'li yıllardan sonra adeta halkın hafızasından silindi.

Bahçıvanlık projesi lideri Matt Wilson, sahada çalışmaya başlamadan önce bu ağaçların varlığından bile haberdar olmadığını itiraf ediyor:

"Sahayı temizlerken bu üç ağaçla karşılaştık ve bölgede sürekli yeni şeyler keşfetmeye devam ediyoruz. Bu ağaçlar, Orta Çağ Avrupa’sına kadar uzanan devasa bir geçmişe sahip."

TÜKETİRKEN MUTLAKA BUNU BEKLEYİN

Peki, bu meyveyi yüzyıllar boyunca bu kadar popüler kılan neydi?

Muşmula, sonbaharın sonlarında meyve veriyor. Bu da ailelerin kışa girerken, yani taze meyvenin en kıt olduğu dönemde hayati bir besin kaynağına ulaşmasını sağlıyordu.

Muşmula, dalından koparıldığı gibi yenmiyor. Meyvenin tüketilebilmesi için "bletting" adı verilen, kısmen çürüyerek yumuşamasını sağlayan özel bir olgunlaşma sürecinden geçmesi gerekiyor.

Projeyi yürüten Wilson, olgunlaşan muşmulanın tadını "hurma ile baharatlı armut karışımı" zengin bir lezzet olarak tanımlıyor.

HEDEF UNUTULAN TÜRÜ GELECEĞE TAŞIMAK

Aşırı otlanmış ve vahşileşmiş olan Nature's World alanını yeniden ayağa kaldırmaya çalışan MEC ekibi, bu keşfi bir fırsata çevirmek istiyor. Wilson ve ekibinin şimdiki hedefi, bu dayanıklı tür hakkında farkındalık yaratmak ve ağaçlardan alacakları fidelerle muşmulayı modern bahçelere geri kazandırmak.

Kaynak olarak ekle

"Asıl amacımız, herkesin kendi bahçesinde çok daha çeşitli ve sıra dışı yiyecekler yetiştirebileceğini kanıtlamak," diyen Wilson, bu antik ağaçların sürdürülebilir yerel üretim için harika birer ilham kaynağı olduğunu vurguluyor.