Japonya’nın başkenti Tokyo’ya bağlı Miyake-jima Adası, 2000 yılında yaşanan büyük volkanik patlamanın ve ardından gelen küresel çapta ses getiren tahliyenin üzerinden geçen çeyrek asırda, doğal risklerle dengeli bir yaşam modeli geliştirdi.

2000 yılının Haziran ayında Oyama Dağı altında başlayan deprem fırtınası ve ardından gelen patlamalar, adanın topoğrafyasını tamamen değiştirdi. Yanardağdan salınan yüksek miktardaki kükürt diyoksit gazının insan sağlığını tehdit etmesi üzerine 2000 yılında alınan kararla adada yaşayan yaklaşık 3 bin 800 kişilik nüfus tamamen tahliye edildi.

4,5 yıl süren zorunlu ayrılığın ardından, gaz seviyelerinin düşmesiyle 2005 yılında ada sakinlerinin geri dönüşüne izin verildi. Adaya dönüşün ilk yıllarında güvenlik nedeniyle tüm sakinlerin ve turistlerin yanlarında sürekli gaz maskesi taşıması zorunlu tutulurken, günümüzde gaz salınımının kademeli olarak azalmasıyla bu tedbir esnetildi.

ADANIN MEVCUT DURUMU 

Günümüzde adadaki mevcut durum ve güvenlik önlemleri şu şekilde sürdürülüyor:

Oyama Dağı'nın tepe noktaları ve krater çevresi, gaz yoğunluğunun hala risk teşkil etmesi sebebiyle "tehlikeli bölge" statüsünde kapalı tutuluyor.

Ada genelinde yer alan sensörler vasıtasıyla gaz seviyeleri anlık olarak izleniyor. Rüzgar yönüne bağlı gaz birikmelerinde otomatik sirenler devreye girerek halkı kapalı alanlara yönlendiriyor.

 Yaklaşık 2 bin 200 kişinin ikamet ettiği adada ulaşım, Tokyo merkezli feribot ve helikopter seferleriyle aksamadan devam ediyor. Ada; koruma altındaki mercan kayalıkları, yunus gözlem alanları ve doğa sporlarıyla sınırlı ölçekte turizm faaliyetlerine de ev sahipliği yapıyor.

Kaynak olarak ekle

Miyake-jima, Japonya Meteoroloji Ajansı ve yerel makamların ortak takibi altında volkanik hareketliliğin gölgesinde günlük yaşamını sürdürüyor.