Surtsey'e yalnızca özel izin alan bilim insanları ayak basabiliyor. Bunun nedeni ise adanın, insan etkisi olmadan yaşamın sıfırdan nasıl geliştiğini gözlemlemek için doğal bir laboratuvar olarak korunması. Araştırmacılar yaklaşık 63 yıldır bitkilerin, kuşların, mantarların ve diğer canlıların yeni oluşan bir kara parçasını nasıl adım adım kolonileştirdiğini inceliyor.
DOĞA KENDİ KENDİNE ŞEKİLLENİYOR
Bilim insanları araştırmalara 1964 yılında başladı. İlk olarak deniz akıntılarıyla taşınan tohumlar, bakteriler ve mantarlar adaya ulaştı. Bir yıl sonra ilk damarlı bitki görülürken, yıllar içinde bitki, yosun, liken, mantar, kuş ve omurgasız canlı türlerinin sayısı hızla arttı. Bugün ada, doğal ekolojik gelişimin en kapsamlı şekilde takip edildiği bölgelerden biri olarak gösteriliyor.
İnsan girişinin sınırlandırılması sayesinde araştırmacılar, doğanın dış müdahale olmadan nasıl bir ekosistem oluşturduğunu onlarca yıldır kesintisiz olarak kayıt altına alıyor. Bu nedenle Surtsey, biyoloji ve ekoloji alanındaki en önemli açık hava laboratuvarlarından biri kabul ediliyor.

DÜNYADA EŞİ BENZERİ YOK
Yaklaşık 141 hektarlık yüzölçümüne sahip ada, yalnızca bilimsel araştırmalar için kullanılıyor. UNESCO'ya göre Surtsey'in en büyük önemi, yeni oluşan bir kara parçasında yaşamın hiçbir insan müdahalesi olmadan nasıl geliştiğini onlarca yıl boyunca izleme fırsatı sunması. Bu özelliği sayesinde ada, dünya üzerinde benzeri çok az bulunan doğal araştırma alanlarından biri olmayı sürdürüyor.