Geleneksel kemoterapi ve radyoterapinin sağlıklı hücrelere verdiği zarar, onkolojinin en büyük çıkmazlarından biri olmaya devam ediyor. Waterloo Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, Clostridium sporogenes adlı bakteriyi modifiye ederek, sadece tümörün kalbindeki ölü dokularla beslenen ve sağlıklı dokulara dokunmayan "akıllı" bir tedavi yöntemi geliştirdi.

Katı tümörler hızla büyürken, merkezlerine yeterli kan ve oksijen gitmesini engeller. Bu durum, klasik ilaçların ulaşamadığı "hipoksik" (oksijensiz) bölgeler yaratır. Clostridium sporogenes oksijenden nefret eden (anaerobik) bir bakteridir. Bu özelliği sayesinde vücutta serbestçe dolaşmak yerine, doğrudan tümörün oksijensiz merkezine yerleşir.

Bakteriler burada çimlenerek çoğalmaya başlar ve tümörün besin kaynaklarını tüketerek kanserli kütleyi içeriden dışarıya doğru "yemeye" başlar. Bilim insanları, bakterinin sadece tümör içinde aktif olması için sofistike genetik devreler tasarladı. 

İLAÇ KANDA SESSİZCE İLERLİYOR

Normalde oksijenle temas ettiğinde ölen bu bakteri, genetik eklemeler sayesinde tümörün oksijenli dış çeperinde de hayatta kalabiliyor. Bakteriler, belirli bir yoğunluğa ulaşmadan aktifleşmiyor. Bu "akıllı sistem" sayesinde ilaç, kanda sessizce ilerliyor ve sadece tümörün kalbinde bir "orduya" dönüştüğünde saldırıya geçiyor. 

Kanada'daki Waterloo Üniversitesi'nde Dr. Bahram Zargar ve ekibi tarafından gerçekleştirilen, ACS Synthetic Biology dergisinde yayımlanan bulgular, modifiye edilmiş bakterilerin tümör kütlesini başarılı bir şekilde küçülttüğünü ve yan etkileri minimize ettiğini gösterdi.

Bakteriyel antikanser tedavisi, klasik yöntemlerin tıkandığı noktalarda yeni bir yol açıyor:

Seçicilik: Sadece tümör dokusunu hedef alarak sağlıklı hücreleri korur.

Sinerji: İmmünoterapi ve kemoterapi ile kombine edildiğinde, tümörü zayıflatarak diğer tedavilerin etkisini artırır.

Operasyon Kolaylığı: Ameliyat edilemeyen veya metastatik tümörler için umut vaat eder.