Dinler ve inanç sistemleri, insan medeniyetinin ilk gününden beri kültürleri, yasaları ve toplumları şekillendiren en büyük güç oldu. Ancak dünyanın inanç haritası hiçbir zaman sabit kalmadı; doğum oranları, kıtalararası göç dalgaları ve bireysel inanç tercihleri nedeniyle sürekli sismik bir hareketlilik yaşıyor. Önümüzdeki birkaç on yıl içinde, bazı inanç grupları inanılmaz bir hızla patlama yaşarken, diğerleri yaşlanan nüfus nedeniyle durma veya yok olma noktasına gelecek.
İslamiyet’ten %41'lik dev patlama: Hristiyanlık koltuğu kaybediyor mu?
Dünya genelinde Hristiyanlık, halen küresel nüfusun %31’ini oluşturarak en büyük inanç grubu olma unvanını koruyor. Ancak hemen arkasından gelen İslamiyet, genç nüfusu ve kadın başına 3.1 doğum oranı gibi muazzam bir doğurganlık hızıyla sarsıcı bir yükselişte. Hristiyanlarda bu oranın 2.7 civarında kalması dengeleri tamamen bozuyor.
Demografik modellere göre, İslam dünyasının önümüzdeki yıllarda %41 oranında büyümesi ve dünya nüfusunun %30’una ulaşarak Hristiyanlıkla neredeyse kafa kafaya gelmesi bekleniyor. Projeksiyonlar, 2070 yılında tarihte ilk kez iki inancın dünyada %32.3 ile tamamen eşitleneceğini, 2100 yılında ise İslamiyet'in %34.9 ile dünyanın en büyük dini haline geleceğini gösteriyor.
Dünya genelinde "ateizm" kan kaybediyor
Batı ülkelerinde deizm, ateizm ve agnostisizm gibi herhangi bir dine bağlı olmayan seküler nüfusun ses getiren yükselişine rağmen, küresel ölçekte tam tersi bir senaryo yaşanıyor. İnançsız veya seküler toplulukların doğum oranlarının çok düşük olması nedeniyle, bu grubun küresel nüfustaki payı %16'dan %13'e gerileyecek. Hristiyanlık, inanç değiştirme ve sekülerleşme nedeniyle net bazda 106 milyon üye kaybederken, herhangi bir dine bağlı olmayanlar bu geçişlerden 61 milyon yeni kişi kazanacak. Ancak bu durum, dindar nüfusun yüksek doğum oranları karşısında küresel ölçekte devede kulak kalacak.
Asya'nın en eski inançlarından biri olan Budizm ise önümüzdeki yıllarda sıfır büyüme kriziyle karşı karşıya. Çin, Japonya ve Tayland gibi Budist nüfusun yoğun olduğu ülkelerdeki aşırı yaşlanma ve düşük doğurganlık, bu inancın yerinde saymasına neden olacak. Buna karşılık Hinduizm, küresel nüfus artış hızına ayak uydurarak vites yükseltiyor. Hindu nüfusunun %34 oranında artarak 1.4 milyar barajına dayanacağı öngörülüyor.
Kıta kıta yeni inanç merkezleri ve şok değişimler
Avrupa Kıtası, tarihsel olarak Hristiyan ve seküler yapısıyla bilinse de Müslüman nüfusun %10’a ulaşarak ikiye katlanacağı bir döneme giriyor. Fransa ve Hollanda gibi ülkelerde hiçbir dine inanmayanlar mutlak çoğunluk olurken, İngiltere'de Hristiyanlık oranı %50'nin altına çakılacak.
Amerika Birleşik Devletleri'nde de benzer bir kırılma kapıda. %75'in üzerinde olan Hristiyan dominansı %66'ya düşecek. Göç ve yüksek doğum oranları sayesinde Müslümanlar, Yahudileri geride bırakarak ABD'nin en büyük ikinci inanç grubu haline gelecek.
Dünyanın en büyük Müslüman ülkesi Hindistan olacak
Hinduizmin kalesi olan Hindistan ise kendi çoğunluğunu korurken, Endonezya'yı geride bırakarak dünyanın en büyük Müslüman nüfusuna sahip ülkesi unvanını ele geçirecek. Bu süreçte Sahra Altı Afrika, küresel Hristiyanlığın yeni merkezi ve kalbi haline geliyor; öyle ki dünyadaki her 10 Hristiyan'dan 4'ü bu bölgede yaşayacak.
Kuzey Makedonya ve Nijerya için tarihi eşik
Önümüzdeki süreçte dünyada Müslümanların çoğunlukta olduğu ülke sayısı 51'e yükselecek. En dikkat çekici dönüşüm ise Kuzey Makedonya ve Nijerya'da yaşanacak; bu iki ülke resmen Müslüman çoğunluklu uluslara dönüşecek. Ancak Nijerya burada akılalmaz bir demografik tezat barındırıyor: Ülke Müslüman çoğunluğa geçmesine rağmen, o kadar devasa bir nüfusa ulaşacak ki, ABD ve Brezilya'nın ardından dünyanın en büyük 3. Hristiyan nüfusuna sahip ülkesi unvanını da aynı anda elinde tutacak.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika ezici bir çoğunlukla Müslüman kalmaya devam edecek ve dini çeşitlilik minimumda kalacak. Ancak petrol zengini Körfez ülkelerine, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik yaşanan yoğun işçi göçü, bölgedeki Hristiyan nüfusunu %3 seviyesinde tutarak göç kaynaklı bir denge yaratacak. Küresel inanç haritasındaki bu coğrafi kaymalar, önümüzdeki yüzyılın jeopolitik ittikifaklarını ve kültürel kodlarını tamamen baştan yazacak.