Endonezya’nın Batı Java eyaletinde bulunan Banten bölgesinin dağlık ormanlarında yaşayan Baduy kabilesi, dış dünyadan izole yaşam tarzı ve modern teknolojiye karşı uyguladığı katı yasaklarla dikkat çekiyor. Yaklaşık 12 bin kişiden oluşan topluluk, kültürel kimliklerini korumak adına yüzyıllardır süregelen geleneklerini ödün vermeden sürdürüyor.

TEKNOLOJİ VE MODERN ARAÇLARA YÖNLEİK KESKİN YASAKLARI VAR 

Baduy toplumu, yaşamlarını "İç Baduy" ve "Dış Baduy" olmak üzere iki ana gruba ayırıyor. Özellikle İç Baduy bölgesinde, modern dünyaya ait neredeyse tüm araç ve gereçlerin kullanımı yasaklanmış durumda. 

Bölgede uygulanan temel kısıtlamalar var. Köy sınırları içerisinde elektrik kullanımı, cep telefonu, radyo ve televizyon gibi hiçbir teknolojik cihazın bulunmasına izin verilmiyor. Evlerin inşasında çimento, demir veya çivi gibi modern yapı malzemeleri kullanılmıyor. Yapılar tamamen ahşap, bambu ve palmiye lifleri gibi doğal kaynaklarla inşa ediliyor.

Motorlu taşıt kullanımı yasak olup, tüm ulaşım yaya olarak gerçekleştiriliyor. Ayrıca topluluk bünyesinde resmi okul eğitimi bulunmuyor; bilgi nesilden nesle sözlü geleneklerle aktarılıyor.

GELENEKSEL HUKUK KURALLARINA GÖRE HAREKET EDİYORLAR 

Baduylar, yaşam tarzlarını korumak için "Pikukuh" adı verilen geleneksel hukuk kurallarına tabi hareket ediyor. Bu kuralların ihlali durumunda bireylerin topluluktan uzaklaştırılması veya İç Baduy’dan Dış Baduy bölgesine sürülmesi gibi yaptırımlar uygulanıyor.

İç Baduy grubu yabancılara karşı mesafeli duruşunu korurken ve bölgede yabancıların konaklamasına izin vermezken; Dış Baduy grubu, topluluğu dış etkilerden koruyan bir tampon bölge görevi görüyor. Dış Baduy üyelerinin modern kıyafetler giymelerine veya belirli ölçüde dış ticaret yapmalarına sınırlı olarak izin veriliyor.

TARIM MAKİNELERİNİ BİLE KULLANMIYORLAR 

Ekonomik faaliyetleri büyük oranda pirinç tarımı ve el sanatlarına dayanan kabile, tarım alanlarında kimyasal gübre veya modern tarım makinelerini kullanmayı reddediyor. Topluluk, bu katı tutumun doğanın dengesini korumak ve kültürel yozlaşmayı engellemek adına zorunlu olduğunu savunuyor.