Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bu yılın Haziran sonu itibarıyla yıllıklandırılmış milli gelirin 1 trilyon 706 milyar dolar olduğunu hesapladı. Bu veri, kağıt üzerinde her vatandaşın yılda 19 bin 762 dolar, ayda 1.647 dolar kazandığı anlamına geliyor. Peki, TL olarak ayda 79 bin 509 liraya karşılık gelen bu parayı kim kazanıyor?
Bu parayı rüyalarında bile göremeyen milyonlarca dar gelirli yoksullukla mücadele ediyor. 17 milyon emeklinin yaklaşık 6 milyonu en düşük emekli aylığı alıyor. En düşük emekli aylığı sadece 488 dolar. Yani 1.647 doların 3’te 1’inin bile altında. Geri kalan 11 milyon emeklinin iyimser bir tahminle en fazla 1 milyonu ancak 79 bin 509 lira ve üzerinde aylık alıyor. Bu da 17 milyon emekliden en az 16 milyonunun milli gelirin çok altındaki paralarla geçim savaşı verdiğini gösteriyor.

FAKİRLER ORTADA
Çalışan 32.3 milyon kişiden yaklaşık 7 milyonu asgari ücretle, yani yaklaşık 582 dolarla geçim savaşı veriyor. Asgari ücretin yüzde 5-10 fazlasını alanlarla birlikte bu sayı en az 12 milyona çıkıyor. Asgari ücret dışında çalışanların da neredeyse tamamına yakını 79 bin 509 liranın altında maaş alıyor. 1.371 dolar alan en düşük memur da 1.537 dolar gelire sahip öğretmen de milli gelire yetişemiyor. Memurların da çok azı milli gelirin üzerinde maaş alıyor.
24 yaş ve altındaki yaklaşık 34 milyon genç nüfusun 1 dolar bile aylık geliri yok. Geniş tanımıyla 12 milyonu aşkın işsiz de ‘kazanamayanlar’ listesinde başı çekiyor. TÜİK’e göre bu öğrenci ve işsizlerin de aylık geliri 79 bin 509 lira.
Herkes milyoner olmuş
TÜİK'in açıkladığı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GYSH) verilerine göre Türkiye'de kişi başına düşen milli gelir 18 bin 103 dolar. Yani Türkiye'de kişi başına düşen milli gelir yaklaşık 900 bin lira oluyor. Dolar/TL kurunun giderek tırmandığı Türkiye ekonomisinde bu rakam 1 milyon liraya ulaşabilir. Dolayısıyla bu denklemde herkes milyoner sayılıyor. Oysa Türkiye’de çalışanların büyük bir kısmı asgari ücretle hayatını sürdürüyor.
Nedeni gelir uçurumu
Kişi başına milli gelir, ülkede bir yıl içinde yaratılan toplam ekonomik değerin nüfusa bölünmesiyle bulunuyor. Nüfusun içerisinde milyonlarca işsiz de öğrenci de emekli de asgari ücretli de üç kuruşa çalışan işçi ve memurlar da siftahsız dükkanı kapatan esnaf da sattığı üründen hiç para kazanamayan çiftçi de var. Bu dar gelirli geniş kesimin geliri ile yat ve kotraları olan, yalılarda yaşayan zenginlerin geliri toplanıyor, toplam kişi sayısına bölünüyor. Ortaya çıkan tablo da Türkiye’de her geçen gün daha da bozulan gelir uçurumunu ortaya koyuyor.